Ev Arkadaşımla Sınırları Aşarken: Gizli Gerginlikten Beklenmedik Tutkuya

Ev Arkadaşımla Sınırları Aşarken: Gizli Gerginlikten Beklenmedik Tutkuya

30 yaşındayım, mevcut anlatacağım şeyleri yazmak bana biraz utanılacak geliyor ama nedense içimde tutamadım. Olaylar bundan bir yıl kadar önce, pandeminin etkileri azalmışken başladı. Üniversite sonrası İstanbul’da tutulacak ev bulmak malum herkes için zor; ben de iş değişikliğiyle yeni bir yere, Anadolu yakasında bir apartman dairesine taşındım. Ev arkadaşım Derya, üniversiteden bir tanıdığımın yakın arkadaşıydı. 27 yaşında, bankada çalışıyor, gülmeyi çok seviyor, saçları omuz hizasında kestane rengi, gözleri hafif çekik ve zayıf, ince bir kadındı. Hayatı boyunca hep erkeklerle iyi anlaşan ama erkeklerden uzak duran tiplerden…

Başlangıçta zamana ve ortama alışmakla geçti günler. Evde çok yakın durmadık birbirimize, her zamanki küçük ev arkadaşlığı muhabbetleri; bulaşığı kim yıkayacak, buzdolabına portakalı kim sıkıştırmış gibi… Fakat aramızda baştan beri tuhaf bir elektrik olduğunun da farkındaydım. Bazen gece mutfağa su içmeye indiğimde, onun film izlerken dizlerini karnına çekip kalın bir hırkayla koltukta oturduğunu, uzaktan bana kaçamak bakışlar fırlattığını hissederdim. Derya, ne benle ne de kendi çevresiyle özel şeylerini fazla paylaşan biri değildi. Uzun süredir sevgilisi olmadığını, hatta “erkeklerin drama haline getirdiği pek çok ilişki hikayesinden sıkıldığını” bana bir seferinde itiraf etmişti.

O günlerden sonra birlikte daha fazla zaman geçirmeye başladık. Akşamları film izlerken koltukta yan yana oturmak, bazen cuma akşamları şarap açıp saatlerce müzik dinlemek… Bir gece saat epey geçmişti, film bittiğinde gitmeye hazırlanırken bana dönüp “Gel, şunu birlikte kapatalım,” dedi. Kumandayı uzatırken elimin onun eline dokunması bir anlık bir şeydi, ama sanki ikimiz de tutulu kaldık. O gece odama giderken acele etmiş, nefesimi tutmaya çalışmıştım. Ertesi sabah kahvaltıda konuşkan olduğu halde konuyu açmamıştı ama bakışlarında bir şeyler değişmişti.

Birkaç hafta boyunca aramızda temaslar arttı, ama hep bir sınırda. Birlikte yemek yaparken arkamda beklemesi, şakalaşmalarımızın daha fiziksel ve daha uzun sürmesi… Bir akşam salonda dans etmeye başladık. “Neye ihtiyacımız varsa, müzikle düzeltiriz,” dedi, güldüm. Dans sırasında ellerini belime koydu, bir an nefesim kesildi. Sanki hareketlerinin çekingen ama bilinçli olduğunu hissediyordum; ben biraz uzak durmaya çalışsam da, her temasta vücudumda bir gerilim dolaşıyordu.

Bu durum beni hem heyecanlandırıyor, hem de tuhaf bir kararsızlığa itiyordu. Çünkü Derya ile aramızdaki ilişkiyi yanlış bir yere sürüklemekten çekiniyordum. Bir gece, duş alırken kendimi onunla ilgili fanteziler kurarken buldum. Elimi sabunlarken, karşımda Derya’nın ıslak tenini, diplere doğru uzanan bakışlarını hayal ettim. Utandım, ama aynı zamanda bunu ne kadar istediğimin farkına vardım. O güne kadar birlikte olduğum kadınlardan çok farklıydı; hem yakın, hem mesafeli, hem de fazlasıyla davetkâr.

Bir cuma akşamı, Derya eve geç geldi. Üzerinde lacivert, kısa bir elbise vardı ve saçlarını toplamıştı. “Bugün bankada kaos vardı,” diye homurdandı, sonra yanıma oturdu. Şarap açtı, bana da bir bardak doldurdu. Sonra birden ayağa kalkıp üzerindeki elbiseyi düzeltmeye çalıştı, hafifçe yukarı çekti ve “Yarın giysem çok mu iddialı olur?” diye sordu. Duruşunda bir meydan okuma vardı. Bakışlarımı kaçırmadan “Gayet güzel olmuşsun,” dedim, sesiyle gülümsedi.

O gece sohbet ilerledikçe ortamdaki gerilim birikti. Bir yanda şarap, bir yanda açık bırakılmış mutfak penceresinden içeri giren boğaz havası… Birkaç defa ellerimiz kazara değdi. Tam o sırada Derya bana dönüp, “Seninle hiç gerçekten yakın oldun mu?” diye sordu. Sorusunda hem açıklık, hem de tedirginlik vardı. Bir cevap veremedim; “Yakın derken?” dedim, hafif gülümsedi ama gözlerini kaçırdı. Sohbet koptu, ben ise bir çıkış yolu ararken koltuğun köşesine çekildim.

İkinci bardaktan sonra Derya, “Bazen burada, bu evde bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum… Kafamda bin tane senaryo kuruyorum, acaba diyorum… sonra kendime ‘ya saçmalama’ diyip geçiyorum,” dedi. Aramızda bir anlık sessizlik oldu. Sesimin titrediğini hissederek ona yaklaştım ve yanağına hafifçe dokundum. Derya durdu, gözlerime uzunca baktı. Tam uzaklaşacakken ellerini ellerimin üzerine koydu, “Bozulsun mu aramızdaki şeyler?” diye fısıldadı. Tam o an, ikimiz de nefes almayı unuttuk. Zaman durmuş gibiydi.

İlk öpüşmemiz öyle hızlı bir şey olmadı. Gözlerinin içine baktım, elllerini yavaşça yüzüme aldı. Dudaklarımız temkinli, ama giderek iştahlı dokundu birbirine. Sonra Derya, “Yatak odasına geçelim mi?” diye sordu fısıltıyla. Gözlerindeki heyecanı ve korkuyu aynı anda gördüm; bende ise hem istek hem tereddüt vardı. Yaklaşık on saniye nefesimi tuttum, ona “İster misin?” diye sordum. Başını belli belirsiz salladı.

Odasına geçtiğimizde, ortamda sadece ay ışığı vardı. Derya, yatağın kenarına oturup ayaklarını yere sarkıttı; elbiseyi yavaşça omuzlarından sıyırdı. Siyah, dantelli bir iç çamaşırının içinde vücudu çok çekiciydi. Yanına yaklaştım, ellerimi bacaklarından yukarıya doğru usulca gezdirdim. Derya nefes alıp vermeye başladığında göğüsleri hafifçe inip kalkıyordu. Ellerimi belinden omuzlarına kadar çıkarıp dudaklarından öptüm, beni ellerimden çekip yatağına yatırdı.

Bedenleri birbirine sürterek, teninin kokusunu içime çekerek öpüştük. Derya’nın elleri tedirgindi başta ama sonra açıldı, gömleğimin düğmelerini hızla çözdü. Kollarıma dolanırken bacaklarını belime sardı. Ellerimi göğüs uçlarına götürdüm, o ise hafifçe inledi. Bedenlerimiz sıcaktı ve bir süre sonra kelimeler susup yerlerini sadece nefese, dokunuşa bıraktı. İlk başta birbirimizi ağırdan tanıdık; dudaklarım kalçasında, ellerim göğüslerinde dolaşırken Derya saçlarımı çekiyordu. Sonra bedenini yatağın ortasına çekip bana “Daha fazla istiyorum,” dedi.

Aramızdaki heyecan arttıkça daha hızlı, daha derin ve tahrik edici hareketlere geçtik. Bedenimdeki elektriği iliklerime kadar hissettim. Derya en sonunda “Lütfen durma,” diye fısıldadı; bacaklarını daha fazla açtı, elleriyle sırtımı ovdu. Uzanıp iç çamaşırını dikkatlice çıkardım, parmaklarımı yavaşça kasıklarına götürdüm. Derya önce irkildi, sonra daha da gevşedi. Dudaklarımı boynundan göğsüne, oradan aşağıya indirdim; iç çekişleri odanın sessizliğinde yankılandı.

Zihnimdeki tüm kararsızlık yerini saf bir şehvete bırakmıştı. Onun üstüne yattım, bacaklarının arasına girdim. Derin bir nefes aldı, “Hazırım” dedi, kendini bana tamamen bıraktı. Bir süre sonra bütün korkular, tedirginlikler, konuşmalar buğulanmış camlar gibi silindi. Gerçekten o anda başka hiçbir şey umrumuzda değildi; sadece tenimizin sıcaklığında, birbirimize ait hissettiğimiz o dakikalarda hayat durmuştu.

Derya’yla aramızdaki sınırların kalkması bize bir süre yeni bir heyecan kattı. Bu yaşadıklarımız bazen utandırsa da, şimdi geriye dönüp bakınca o geceyi ilk defa böyle uzun ve dürüstçe anlatabildim. Yaşanılanlar gizli kalacaktı ama içimdeki isteği bastırmadığım için pişman olmadım…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *