Yazdıklarımı okurken utanır mısın bilmiyorum ama ben anlatınca hâlâ utanıyorum. Belki kendi içimde hep gizlediğim bir şeydi bu, belki hikayenin asıl sebebi de tam olarak budur. Ben Furkan, 23 yaşındayım, bir devlet üniversitesinde okuyorum. Bu geçen yaz yaşadığım, başkalarına pek de anlatılacak cinsten olmayan hikayemi anlatmak istiyorum.
Yazın babamın kontağı sayesinde bir ofiste stajyer olarak çalışmaya başlamıştım. Ofis dediğim de öyle plaza havasında bir yer değil, klasik bir mimarlık ofisi işte, üç odalı, samimi ve biraz eski bir yer. İlk günümde herkes klasik şekilde tanıştı, hoşgeldinler filan. Herkes kendi halinde, biraz soğuk, biraz ilgisizdi. İçlerinden sadece biri, bir anda gözüme ilişti: Yasemin.
Yasemin 26 yaşında, mimar. Kıvırcık, omuzlarından serbestçe sarkan saçları ve güler yüzüyle ilk andan sıcak hissettirmişti. Açık tenli, gözlerinin kenarında hep gülümseyen çizgiler olurdu. Fazla makyaj yapmaz, sade giyinir, dizinin biraz üstünde etekler giyerdi. O kadar güler yüzlüydü ki, insana kendini iyi hissettiriyordu. İlk hafta şaşkınlığım ve çekingenliğim yüzünden kimseyle pek konuşmadım. Yasemin ise, çay molalarında bile yanıma uğrayıp, “İyi misin Furkan, sıkıldın mı?” derdi. Sanki bana başka bir şeyler de söylemek istermiş gibi süzerdi gözlerini üzerimde. Karşılıklı çok bakıştık, ama ikimiz de lafa dökmüyorduk.
İkinci haftadan sonra, ofiste işler hızlanınca Yasemin’le daha çok yakınlaştık. Beraber çalıştık, aynı odada maket yapmaya başladık. Ellerimiz tahtalara bulaştı, bazen ellerimiz birbirine dolaştı, kısa bir anlık dokunuşlarda bulunduk. Her defasında kalbim hızlanıyor, sesim çıkmıyordu. İçimde ona doğru bir istek hattı çekilmiş hissediyordum ama bir türlü ilk adımı atamıyordum.
O gün yine ofiste geç saatte kaldık. Mahallede uzun süren elektrik kesintisi oldu, neredeyse herkes çıktı, ben iş yetiştirmeliyim diye bahane ettim. Yasemin de “Benim de çizimim var, beraber kalalım bari” dedi. Saat ilerledikçe odada bir tek biz kaldık. Karanlık, sıcak, biraz huzurlu bir sessizlik vardı. Az ışık giriyordu pencerenin kenarından. O an daha önce hiç hissetmediğim bir gerilim hissettim. Yasemin benden bir kağıt istedi, eğildiğinde saçlarının kokusu burnuma geldi. Benim ise ellerim titremeye başlamıştı.
Bir an göz göze geldiğimizde, “Furkan, iyi misin, yüzün kızardı,” dedi. Sanki içimi okudu, garip bir rahatlık geldi. Gözüm onun dudaklarına takıldı. O ise gülümsüyordu.
“Yasemin, ben… galiba çok karışık hissediyorum, açıkçası şu an sanki bir şey olmasını bekliyorum,” dedim.
O ise ayağa kalktı, uzun bir süre bana baktı, “Ne olmasını istiyorsun Furkan?” dedi alçak bir sesle.
O anda içimdeki o kararsızlık, konuşup konuşmama, ona dokunup dokunmama ikilemi öyle büyüdü ki, boğazımda bir yumru hissettim. Ellerim istemsizce titrerken sadece “Kaç gündür aklımdan çıkmıyorsun,” diyebildim. Sonra elim gidip, onun eline dokundu. İlk defa gerçekten ellerimiz buluştu.
O an, Yasemin bana biraz daha sokuldu, “Öyle mi? O zaman kendini tutma Furkan,” dedi ve parmaklarını avucumun içine geçirdi.
İçimde bir patlama oldu. O kadar zamandır tuttuğum bütün isteğimle ona döndüm, kalbim göğsümden fırlayacak gibi. Yasemin’e yaklaştım, saçlarından bir tel yana düştü, yüzümle onun arasında bir iki santim vardı. O, beni davet eder gibi başını hafifçe bana doğru eğdi. Aramızda o ilk öpücük, heyecanlı, utangaç ve tane tane gerçekleşti. Dudaklarının yumuşaklığı filmlerden çok farklı bir histi, bedenim bir anda ateş aldı.
O elimi tuttuğu gibi beni masasının önüne çekti. Karanlığın içindeki elleriyle gömleğimi tutup, aceleyle çözdü birkaç düğmesini. En başta bir an tedirgin oldum, yanlış mı yapıyoruz acaba dedim. Ya birisi gelirse, ya onu kırarsam diye düşündüm. Ama Yasemin’in gözü, azmi, sesi deyim yerindeyse cesaret verdi.
“Emin misin?” diye fısıldadı kulağıma, nefesi terimi ürpertti.
“Çok istiyorum” dedim ve bir an daha beklemeden onu tutup, dudaklarını tekrar öptüm. Elleri gömleğimin altına inmişti. Tenime değince içimden adeta elektrik geçti. Sıcak nefesiyle boğazıma dokundu. Ellerim ise kalçalarının hafif kıvrımlarında gezinmeye başladı. Etek altındaki incecik tenini avuçladığımda, o da içini çekti.
Ofis masasının üstünde aramızda boşluk kalmamıştı. Yasemin bir an bacağını hafifçe bacağıma dolayarak bana daha da yaklaştı. Ellerimle okşadıkça, her hareketine karşılık veriyordu. Dudaklarımızı, boynunu, ensesini öptüm. “Daha önce hiç… böyle olmamıştı” dedi arada bir. Ciddi ciddi titriyordu. Benim için o an sihirli bir andı, heyecan doruktaydı. Yasemin’in bedeninin kokusu, nefesinin sıcaklığı, üstümdeki hafif tedirgin haliyle birleşince daha da tahrik oluyordum.
Bir süre sonra elleri benden yana düğmeleri açıp, pantolonumu aşağıya indirdi. Parmaklarıyla beni okşadı, ben nefesimi tutmaya çalışıyordum. Kalbim öyle güçlü atıyordu ki, kulaklarımda yankılanıyordu neredeyse. Aramızda ne utanç ne de başka bir engel kalmamıştı. Yasemin üstümdeydi, teni tenime değdikçe ben kendimi daha fazla kaybetmeye başladım. Onun hızlı soluğu, beni giderek daha da çıldırtıyordu.
“Hiçbir şeyden korkma, tamam mı?” dedi kulağıma. Bir an, içimdeki tüm kararsızlıktan kurtuldum. Ellerimle sırtından geçerek eteğini yukarıya çektim, teninin sıcaklığı avuçlarımdaydı artık. Yasemin’in iç çamaşırının inceliği bile tahrikimi ikiye katladı. Parmaklarım, yavaşça kalçalarına ve ardından bacaklarının arasına süzüldü; O da başını omzuma gömdü, sessizce içini çekti.
Dizlerimin titrediğini hissettim, tam o anda Yasemin, masada bana baktı, bacaklarını açarak beni içine davet etti. “Gel artık,” dedi fısıltıyla. Bütün o bekleyişin, istek birikiminin ve heyecanın intikamını almak istercesine dudaklarımı boynundan göğsüne indirip öptüm. Bükülmeler, hızlı nefesler, titrek dokunuşlar arasında pantolonumu tamamen çıkardım. Ellerimle onu iyice kendime çektim, bedenimle onun bedeni arasında hiç mesafe kalmamıştı. Parmaklarım arasında, iç çamaşırını kenara kaydırıp, ona bir dokundum. Islaklığını hissedince, o an orada, birlikte olmayı daha fazla bekleyemedim.
Yavaşça Yasemin’e girdim, ilk hareketimizde ikimiz de derin bir nefes çektik. Daha önce hiç iki yetişkinin arasındaki gerilimi bu kadar yoğun hissetmemiştim. Yavaş ama tutkulu hareketlerle bedenlerimiz bütünleşti. Gecenin sessizliği ofisin köhne odasında sadece ikimizin sesleriyle yankılanıyordu. Yasemin ara ara adımı fısıldıyor, arada nefesiyle kulağımı yalıyor, tırnakları sırtımda derin izler bırakıyordu.
Zirveye yaklaşırken, o anın heyecanıyla kendimi tamamen ona bırakmıştım. Yasemin de, bedeniyle bana sarılarak bütün sessizliğini bir anda bırakıp, çılgınca kendini serbest bıraktı. Ardından bedenimizin ateşi söndüğünde, bir süre yanyana, nefes nefese, çıplak ve mutlu bir halde kalakaldık.
Sonra sessizce kıyafetlerimizi giydik. Birbirimizin yüzüne gülümseyerek baktık. Ben utangaç bir şekilde “Şey, ne olacak şimdi?” dedim. Yasemin ise, “Bakalım, ama bir daha istemeyeceğini söyleme,” dedi ve gülmeye başladı.
O geceden sonra, her sabah ona başka bir heyecanla ofise gittim. Aramızda sıradan bir staj anısı yerine tutkulu, gizli ama unutulmaz bir bağ kalmıştı. Ve ben ilk defa bir kadına bu kadar isteyip, bu kadar kararsız hissettiğim bir sürecin sonunda, kendime güvenmeyi de öğrendiğimi anladım.
Belki de hala, Yasemin’in gözlerinde o yaz akşamının tutkusu saklıdır.