Yasak Olmayan Bir Tutkunun Ardından: İlk Kez Onunla Sevişmem

Yasak Olmayan Bir Tutkunun Ardından: İlk Kez Onunla Sevişmem

Bugün size, kimsenin duymadığı bir sırrımı anlatmak istiyorum. Hani bazen biri girer hayatınıza ve başta hiçbir şey hissetmezsiniz, sonra yavaş yavaş, her baktığınızda aklınızın bir köşesinde kalmaya başlar… İşte benim de Selin ile hikâyem böyle başladı. Üniversitede son senemizdi, 24 yaşındaydım. Selin’le yaklaşık iki yıldır aynı sınıftaydık ama samimi sayılmazdık, arada grupta denk gelince konuşurduk o kadar. Selin genellikle sessizdi, tam Anadolu kızı derler ya, öyleydi; saçları koyu kahverengi, gözleri de aynı tonda, hafif buğulu bir bakışı vardı.

Her şey geçen kış dönemi başladı. Ortak bir proje ödevi için ikili çalışmamız gerekiyordu ve kura Selin’i bana denk getirdi. Başta bana biraz soğuk geldi, ciddi kızdı, işi ciddiye aldı. Başlarda kısa mesajlar, ödev hakkında konuşmalar… Zamanla, iş dışında da sohbetler başladı. Bir keresinde o kadar çok güldük ve o kadar iyi anlaştık ki, anlatamam. Tuhaf bir çekim hissetmeye başladım. Fakat bunu kendime bile itiraf edemedim, çünkü aslında uzaktan onun hep ciddi, mesafeli olduğuna inanıyordum. Kafamda “Boşver” dedim, “O sana bakmaz bile.” Yine de, gözüm onda, aklım onda.

Sonra, bir gün kütüphanede geç saate kadar ödev üzerinde çalışırken, Selin birden:
— “Farkında mısın bir aydır neredeyse her günümüzde beraberdik?” dedi. Gülümsedi.
— “Evet, alışkanlık yaptı valla,” dedim.
Bir an bakıştık. Ama gözlerinde bir şey vardı. Sanki, bana yakınlaşsa da bir şeylerden çekiniyor gibi. O gün çok da üzerine gitmedim. İçimde yaşadığım bu kararsızlıktan gıcık kapmaya başladım. Sürekli kendimi frenliyordum çünkü “Ya yanlış anlar, soğursa,” diye korkuyordum.

Bir hafta sonra, bana mesaj attı: “Akşam bana gelir misin? Bitmeyenleri beraber toparlayalım, annemler yok.” Biraz heyecanlandım, ne de olsa ilk defa onun evine gidecektim. Akşam olduğunda elime aldım bilgisayarımı, önce marketten birkaç atıştırmalık aldım, sonra Selin’in evine doğru yürüdüm. O gün üzerinde gri bir eşofman vardı, saçlarını üstten toplamıştı. Evin havası sıcaktı, biraz utangaç yaklaştım. O ise aşırı rahat davranıyordu.

— “Çay koyayım mı?” diye sordu. Salonda yere yaydık bilgisayarları, minderlerin üstünde notlara gömüldük. Bir ara, elim yanlışlıkla parmağına değdi… Elektrik gibiydi. Ben ürktüm, geri çekildim, ama o gülümseyip devam etti. Büyülü bir andı. Sofra kurduk, atıştırdık, bol bol dertleştik. Hatta eski sevgililerimizden konu açıldı.

Bir an Selin bana döndü:
— “Sence neden sevgili yapamıyorum ben?” İlk defa ona bu kadar yakından baktım. Kalbim deli gibi atıyordu. Az önceki kararsızlığım hâlâ üzerimdeydi.
— “Hiç bilmiyorum vallahi, ama eminim isteyen çok vardır,” dedim. Şaşırdı, gülümsedi.

O gece geç oldu, arada sırada bana uzun uzun baktığını hissettim. Ama bir türlü istediğim cesareti bulamıyordum. O an elini tutsam, belki her şey kolay olacak… Ama ilk hamleyi yapmak çok zordu.

Aylar böyle, arada bir araya geldiğimiz, dalga geçtiğimiz, birlikte yürüdüğümüz zamanlarla geçti. Ama ne ben, ne o; ilk adımı atmıyoruz. Artık bunun bir şeye evrileceğinden ümidimi yitiriyordum. Ta ki, o gecenin o anına kadar.

Bir gece film izlemeye çağırdı. Salonda televizyonun karşısına geçtik, koltukta yan yana. Hafif bir kolonyalı ıslak mendil kokusu vardı. Filmde öyle bir sahne geldi ki, kadınla erkek çok tutkulu bir şekilde öpüşmeye başladı. Selin, hatırladığım kadarıyla ilk kez başını bana çevirdi ve neredeyse fısıldayarak sordu:
— “Sence bu kadar tutkulu öpüşmek gerçek olabilir mi?”
Sesimi bulmaya çalıştım:
— “Bence neden olmasın,” dedim.

Birden sessizlik oldu. Sanki zaman durdu. Sonra Selin, “O zaman nasıl olduğunu anlat bana,” dedi; bakışları ciddiydi. Bu kez dayanamadım, hafifçe elini tuttum. Tir tir titriyordum, elim sıcak, kalbim ise deli gibi atıyordu.
— “Anlatmak yerine göstereyim mi?” dedim.
O bir an durdu, önce elini çekmeye yeltendi, sonra sadece başını salladı. Aramızda bir kararsızlık; ben öpmek istiyorum, o istiyor mu, emin değilim. Ama gözlerindeki ışık, bana izin verdi. Yavaşça yanaştım, dudaklarını öptüm. Önce çok kısa, masum bir öpücüktü. Ama sonra, birbirimizin nefesine karıştık. Elleri titriyordu, yavaşça boynumdan tuttu.

Öpüşmeye başladıkça, cesaretim arttı. Onun da içindeki arzunun kabardığını hissedebiliyordum. Teninde, tüyler diken diken olmuştu. Bir anda kendimizi sarılırken bulduk. Nefes alışverişlerimiz hızlandı. Elim, beline kayarken, o da elleriyle sırtımı sardı.
— “Dur, ben de çok heyecanlıyım,” dedi hafifçe.
— “İstersen dururuz,” dedim.
Ama o başını salladı, “Hayır, sana güveniyorum,” dedi.

Ellerimi tişörtünün altına atabilmek için zamanı uzatıyordum. Nihayet, tişörtünü usulca kaldırdım, göğüslerine dokundum. Teninin sıcaklığı avcuma doldu. Memeleri dolgun ve yumuşaktı, parmak uçlarımı biraz daha sıkıca bastırdım. Onun nefesi hızlandı, hafifçe inledi. Benim de penisim sertleşmişti, içimdeki heyecanı daha fazla saklayamıyordum.

Selin’in pantolonunu usulca indirdim. O an gözlerine baktım, “Devam edelim mi?” diye sordum. O hızla başını salladı; vücudu arzuluydu. Parmaklarımı iç çamaşırının üzerine koydum, zaten ıslanmıştı. Bir an kalbim ağzımda attı. Çamaşırını kenara kaydırıp parmak ucumu klitorisine dokundurdum. Selin’in gözleri kapandı, sesi titreyerek:
— “Bunu hayal bile edemezdim,” dedi.
Ben de kısık sesle:
— “Seni çok istiyorum,” dedim.

Birbirimizin üzerine kapandık. Ben pantolonumu çıkardım, kilodumda zor nefes alan sertliğimi dışarı çıkardım. Onun gözleri şaşkın ve arzuluydu. Elini yavaşça penisime uzattı. Daha önce bu kadar yavaş ve dikkatli bir dokunuş hissetmemiştim. Parmaklarıyla okşadı, ben ise yaşadığım hazdan neredeyse nefesimi tutuyordum.

Yavaşça üzerimdeki tişörtü çıkardım. Göğsümüz birbirine değdiğinde, Selin’in elleri titriyordu. Kollarımla belini sardım, bacaklarını yavaşça açtım. Klitorisine baş parmağımla dokunmaya devam ederken, parmaklarımı yavaşça içine sürdüm. Selin, kendini teslim etmişti. Islanmıştı, çoktan hazırdı.

O an, ilk kez birlikte olacağımızı anlamıştım. Cinsel gerilimin doruğundaydık. Koruma çıkardım, birlikte hazırladık. Penisimi yavaşça ona doğru yönlendirdim. O an bana baktı, gülümsedi. Birbirimize son bir kez sarıldık. Yavaşça penisimi vajinasına soktum, ilk anda biraz kasıldı, sonra vücudu rahatladı. İkimiz de aynı anda inledik. Harekete başlarken, Selin ellerimden tuttu. Ritmimizi buldukça, ikimiz de yaşadığımız duygunun coşkusuna kapıldık. Her yeni hareket, ikimizin de vücutlarını titretiyordu.

Giderek hızlandım, Selin gözlerini kapadı, nefesi daha da hırçınlaştı. “Devam et… Çok güzel…” dedi kısık bir sesle. Göğüs uçları sertleşmiş, ayak parmakları kıvrılmıştı. Bir elimle kalçasını tutuyordum. Odayı ter ve arzu kokusu sarmıştı. Neredeyse birkaç dakika sürdü bu; sonunda, o önce titredi, vücudu sallandı, ardından ben de boşaldım.

İkimiz de bir süre nefes nefese kaldık. Sarıldık, tenlerimiz hala yanıyordu. O an, ne kadar doğru bir şey yaptığımızı, ne kadar beklediğimize değdiğini düşündüm.

O gece artık birlikteydik. Selin benim kız arkadaşım, ben de onun güvendiği adam oldum. Yarın ne olur bilmiyorum, belki başka bir şehirde, başka insanlarla olacağız ama o gece, ilk defa birbirimizin tenini keşfettik ve hiçbirimiz pişman olmadık.

Bu, hayatta yaşayabileceğim en gerçek ve en heyecanlı anlardan biriydi. Hiç unutmayacağım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *