Yalnız Gecelerin Sıcak İtirafı: Sema ile Yasemin Arasında Yükselen Arzu

Yalnız Gecelerin Sıcak İtirafı: Sema ile Yasemin Arasında Yükselen Arzu

Ben Yağmur. 27 yaşındayım, Ankara’da özel bir şirkette çalışıyorum. Bugüne kadar aşk hayatımda pek çok şey yaşasam da, anlatacağım bu hikayeyi bugüne dek kimseye anlatamadım. Bu biraz utanmamdan, biraz da kendimle yüzleşemeyişimdendi belki. Her şey ev arkadaşım Yasemin’in bir gece aniden kapımı çalmasıyla başladı. Şimdi okurken bana hak verip vermeyeceğini bilmiyorum ama yaşadıklarımın, yaşattıklarının etkisinden hâlâ tam olarak çıkamadım.

Yasemin ile ev arkadaşlığımız 1 yılı geçti. Üniversite yıllarımızdan beri önce aynı arkadaş çevresindeydik, sonra beraber eve çıkmaya karar verdik. Aramızda hiçbir zaman uçurum olmadı, fazla samimi ya da mesafeli değildik. İkimizin de yoğun işi, ayrı dertleri, hayat telaşı vardı. Yasemin benden bir yaş küçük, avukat – sessiz görünüyor ama, aslında için için çok hareketli, gözlemleri hiç kaçırmayan bir kızdır. Tatlı bir kız, ortamlarda dikkat çekici biri – uzun sarı saçları, dolgun dudakları, gözleriyle bakınca içini görebilecekmişsin gibi bir ifadesi var.

Ben mi? Sanırım orta halli, fazla iddialı olmayan ama çok da silik sayılmayacak biriyim. Fiziksel olarak da ne dikkat çekecek kadar güzelim, ne de çirkinim. Sadece uzunca boyum ve hafif kıvrımlı vücudum var – fazla spor yapmam ama hızlı kilo almam. Çoğu zaman siyah tişörtle eşofman giyerek evde dolaşırım. Yasemin ise eve gelir gelmez iş kıyafetini çıkartıp, tişört-şort giyer. Evimizde yalnızken pek utanmayız birbirimizden.

O geceyi hiç unutmuyorum. Saat 00:30’a geliyordu, odamda bilgisayardan bir film açmış çerez yiyor, gevşemeye çalışıyordum. Birden Yasemin’in sesiyle irkildim:

– Yağmur, uyumuyorsan bi’ bakabilir misin?

Tam dışarı çıkacağım, kapısı aralık, onu yatağının kenarında otururken buldum. Suratında tuhaf bir ifade vardı, hafif solgun, biraz da üzgün. Yanına oturdum:

– Bi’ şey mi oldu?

Başını salladı; bakışlarımı uzun uzun inceledi. Sonra yavaşça, “Yağmur… Sen… hiç birinden hoşlanıp da ona söyleyemedin mi?” dedi.

İlk an şaka zannettim. Ufak tefek dertlerini hep paylaşırdı ama birine ilgi duyması bana anlatacağı türden bir şey değildi. Hafif kızarmış yanaklarını görünce ciddiyetini anladım.

– Tabii, dedim. Her insanın başına gelir. Sen neden sordun?

Ama devamını getiremedi, sadece gözlerimin içine baktı. Sessizlik… Uzayıp gitti.

O geceden sonra aramızda bir gerginlik oluştu. Ben bir şey demedim, o da konuyu açmadı. Bir hafta boyunca evde karşılaşınca kısa kısa konuştuk, ortak sofralar bile gergin geçti.

Sonra bir Cumartesi, alışverişten yeni dönmüştük. Oda dağıldı, poşetleri mutfağa bıraktık. Yasemin birden yanıma yaklaştı, elini koluma hafifçe dokundurup sesi titreyerek fısıldadı:

– Yağmur, sende kaldı mı geçenki konuşma?

– Neden?

– Çünkü… O kadar hazırlık yapıp sana bir şey anlatamadım. Korktum, yanlış anlaşılırım, diye. O yüzden garip davranıyorum bu aralar.

Bir an dumura uğradım. “Kimden hoşlandığını bilmiyorum ama bana anlatabilirsin, Yasemin,” dedim gülerek. “Bir sır paylaşır gibi anlatabilirsin.”

Bakışları ciddi, beklentiliydi.

– Yağmur. Ben… Birinden hoşlanıyorum, evet. Uzun süredir hem de. Ama böyle anlatınca tuhaf gelecek… Çünkü o kişi… sensin.

Sanki başımdan aşağı kaynar su döküldü. Nutkum tutuldu, gözlerim parladı, vücudumun her yanı ısındı birden.

Kendimi geri çekmem normalde gerekirdi, elimle saçımı arkaya attım. Titrek bir gülümsemeyle karşılık verdim:

– Şaka mı bu?

– Hayır, dedi. Ellerimi tuttu. – Birkaç aydır garip hissediyordum. Yatağında sırtın dönük yatarken, gece mutfağa su içmeye kalktığında, ya da koridorda üstündeki tişört kayınca… Bazen seni öpmek istiyorum. Elimi koluna, omzuna koyduğumda vücudum elektrikleniyor. Deli gibi çekiniyorum, ya benden tiksinirsin diye.

İlk tepkim kaçmak oldu. “Yasemin, ben…” dedim ve sustum. Bugüne kadar hiç bir kadına karşı bu şekilde atraksiyon yaşamadım. Evet, aramızda bir yakınlık olduğu doğruydu. Ama bunu cinsellik seviyesine çekmek aklıma gelmemişti.

Bir hafta boyunca sürekli düşündüm. Onun bakışını, bana dokunuşunu, gece yanında uyandığım anları. Sonraları fark ettim ki, ben de ona karşı boş değildim. O dokunduğunda vücudumun tüyleri diken diken oluyordu, onun duşta sesini duymak, onu sabah makyajsız yakalamak… İçimde kıpırdanan yeni bir kadınlık vardı.

Bir akşam yemek sonrası (ertesi hafta), ikimiz de salondaydık. Birbirimize bakıp gülümseyip hemen gözlerimizi kaçırıyorduk. Dizi açtık, yan yana koltuğa oturduk. Yasemin’in bacağı benim bacağıma değince birden içim sıcaktan titredi. O an vücudumun her yanı kıpır kıpır oldu. Diziye bakar gibi yaptım, ama gözüm sadece onun ellerindeydi.

Bir noktada, Yazemin yavaşça elini dizime bıraktı. Başta çekilmeyi düşündüm, ama o dokundukça gerildim, ısındım. Elini kaydırıp yavaşça parmaklarını dizimin iç kısmında gezdirdi.

– Korkuyor musun benden? diye fısıldadı.

Bunu sorduğu an göğsümden aşağıya ateş düştü. Sessizce, titrek bir “Hayır…” döküldü dudaklarımdan. Yavaşça bana yaklaştı, başını omzuma koydu. Ben de ona vücudumu yasladım. O an içimde ne bir korku, ne bir pişmanlık vardı. Sadece daha fazlasını istedim.

Yavaşça dudağını boynuma değdirdi. Erkeklerle sevişince hiç yaşamadığım, bambaşka bir heyecan. Sesimi çıkarmadım, nefesim değişti. Dudaklarını yukarı kaldırıp yanağıma ufak bir öpücük kondurdu. Ardından dudaklarımıza yanaştı. İlk öpücük temkinliydi, yasaktı, çekinerekti. Ama devamı… Şehvetli, sıcak, karşı koyulmaz.

O gece, ilk defa iki kadın olarak vücudumuzu keşfettik. Yasemin ellerini t-shirtümün içine sokarken, ben de onun boynundan yavaşça aşağıya indim. O an utanmak, kaçmak, geri dönmek gibi bir şey olmadı. Ellerimiz, bedenlerimiz birbirine karıştı. Yavaşça üzerimdeki kıyafetleri çıkarırken gözlerime uzun uzun baktı. Sadece gözlerinin içinde kimi zaman korku, kimi zaman merak, ama en çok da arzu vardı.

Yatak odasına geçtik. Sustum, sadece nefesimi işittiğim karanlık bir odada kendimi ona bıraktım. Saçlarını, göğüslerini okşadım, dudaklarına sığındım. Teninin kokusu, dokunuşunun sıcaklığı içimde fırtınalar kopardı. Bir ara “İyi misin?” diye sordu sessizce – başımı salladım, “Devam et, bırakma…” diye mırıldandım.

O gece uzun uzun birbirimizi sevdik. Onun parmakları arasında titrerken, dudaklarının vücudumda gezinmesini izlerken kendimden geçtim. O kadar güzeldi ki, sabaha kadar tam anlamıyla hem kendimi, hem onu tekrar tekrar hissettim.

Sonra yasak ya da yanlış hissetmedim. Aksine, bugüne kadar hiç bu kadar kendimle barışık, hiç bu kadar kadınsı olmamıştım. Yasemin’le o geceden sonra aramızda olması gereken ne mesafe kaldı, ne de utanılacak bir sır. Aramızdaki her şey, o ânda olduğu gibi gerçek ve tutkulu bir şekilde başlamıştı.

Bugün bile, o geceye dair her şeyi tekrar tekrar hatırlayabiliyorum. Hâlâ arada sırada birbirimize sarılırken, o sıcaklık aklıma geliyor. Sadece bir “itiraf” değil, belki de hayatımın en gerçek gecesiydi. Ve galiba, bazen aşkta en cesur olan, en mutlu olan oluyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *