Komşum Ayşe ile Yaşadığım İlk Gece: Yasak Olmayan Bir Yakınlık Hikayesi

Komşum Ayşe ile Yaşadığım İlk Gece: Yasak Olmayan Bir Yakınlık Hikayesi

Benim adım Serkan, 28 yaşındayım. İstanbul’da yaşıyorum, bekarım. Hikayemi size hiç çarpıtmadan, yaşadığım duygularla anlatacağım. Gerçekten, bazen hayat hiç beklemediğiniz anda karşınıza bambaşka bir yakınlık çıkarıyor. Her şey bir yaz akşamında, yeni taşındığım apartmanda kapı komşum Ayşe’yle başladı.

Ayşe, 32 yaşında, uzun siyah saçlı, hafif buğday tenli, gülümsemesiyle insanı hemen etkileyen biri. Küçük bir kız çocuğu var, ancak kocasıyla bir süredir ayrı yaşıyorlar. Mahallede çok sevilen, neşeli, yerinde duramayan, yardımsever biri o. Ayşe’yle ilk olarak asansörde karşılaşıp tanıştık. Selam verdim, gülümsedi, adımı sordu. Hemen samimi oldu. Benim gibi yalnız yaşayan birine komşu sıcaklığı uzatmasını takdir etmiştim.

İkinci karşılaşmamız yine apartmanda oldu. O gün bir elinde pazar çantası, diğer kolunda kızı vardı. Güler yüzle, “Bir çay içmeye gelir misin?” dedi. Kabul ettim. Çünkü hem yeni olduğum ortamda dost arıyordum, hem de Ayşe’yle konuşmak hoşuma gitmişti. O gün evinde, salonda beraber oturduk; bana evinin hikayesini anlattı, biraz da eski eşiyle ilgili detay verdi. Yıllardır yalnızmış, annesiyle dönüşümlü çocuk bakıyormuş. Karşılıklı çay içerken hem sıcaklığını hissettim, hem de konuşma arasında ara ara üzerimde kalan gözlerinden küçük bir heyecan duymaya başladım. Onun gülüşlerine karşı koymak, o samimiyetin altında bir çekim hissetmemek çok zordu.

Birkaç gün geçti, birbirimizi apartmanın önünde birkaç kez daha gördük. Bir akşam işten eve çok yorgun dönerken, kapımın önünde bir tabak dolmasıyla karşılaştım. Yanına bir de not bırakmış: “Akşam canın isterse, yukarıda çay var 🙂 -Ayşe”. Ufak bir kararsızlık yaşadım. Sonuçta daha yeni tanışmış sayılırdık, ama bir anda o kadar yakın olmamız doğru mu, diye düşündüm. Yine de dayanamadım, mesaj attım: “Teşekkür ederim, çok incesin. Çayın hâlâ geçerli mi?” Kısa süre sonra kapım çaldı, bu kez Ayşe kapıdaydı. “Boşuna mesaj atma, gel yanımda iç çayını” dedi ve gülümsedi. Onun enerjisine direnmek zaten neredeyse imkansızdı.

Beraber balkonda oturduk. Yaz akşamı esintisiyle biraz serinlik vardı. O, ince bir şort giymişti, üzerine kısa kollu salaş bir tişört. Ben uzun bir süre bacaklarına bakarken kendimi yakaladım, ama gözlerimi kaçırmaya çalıştım. O an normal arkadaş sohbetinden öte bir şeylerin gelişmeye başladığını hissettim. Ayşe bunu anlamış olacak ki, sohbetin ortasında birden bana döndü ve gözlerimin içine baktı. “Serkan, benden hoşlandığını biliyorum,” dedi gülümseyerek. Bir an ne diyeceğimi bilemedim, hem utanmıştım hem de heyecanlanmıştım. “Ayşe, çok hızlı oldu sanki. Ben seni gerçekten tanımak istiyorum,” dedim. Hafifçe kahkaha attı. “Bu kadar zor değil, sadece akışına bırakmak lazım bazen. Çok yalnız kaldık burada, biliyorsun… Biraz yakınlık, iki dost, ne kaybederiz?”

Biraz sessizlik oldu. O sırada bardakları mutfağa götürmeye kalktı, ben de yardım edeyim diye arkasından gittim. Ama içimde bir kararsızlık çırpınıyordu: Acaba yanlış anlar mıyız, sonra komşuluk ilişkisi bozulur mu? Hem onun yeniden bir ilişkiye hazır olup olmadığından da emin değildim. Üstelik çocuğuna da saygı duymak gerek diye düşünüyordum. Bunları kafamda çevirip dururken o, lavabonun başında bardakları yıkıyordu. Saçlarını arkaya atarken omuzları ortaya çıkıyordu, nemli cildinin kokusu mutfağa yayılmıştı. Bir an cesaretimi topladım.

“Ben de çok yalnızım burada, Ayşe… Ama gerçekten senden hoşlanıyorum. Sadece korkuyorum biraz… Her şey farklı olabilir, biliyorsun,” dedim. Gülümseyerek döndü. “Hiçbir şeyden korkma. Kendimizi kötü hissetmeyelim. Sadece güven bana,” dedi ve yavaşça yanıma yaklaştı. O kadar yakındık ki nefesini hissettim. Gözlerimi dudaklarına kaçırdığımda ellerini ellerimin üzerine koydu. İçimdeki sıkıntının kırıldığını hissettim. Dudaklarımız hafifçe birbirine değdi, önce yavaş, sonra daha cesurca öpüşmeye başladık. O an kalbim yerinden fırlayacak sandım.

Bir süre öylece durduk, kendimizi bırakmanın verdiği o garip rahatlama ikimize de iyi gelmişti. Onun öpüşü, yumuşak elleri beni öylesine tahrik etti ki, daha fazla sabredemedim, belinden tutup kendime çektim. Tam o sırada “Kızım yukarıda, uyanırsa kötü olur,” dedi fısıltıyla. “O zaman salona geçelim, daha sessiz olur,” dedim. Güldü ve elimden tutup beni salona çekti.

Salonda, karanlıkta, perdeler aralanmış halde, koltuğa oturduk. Ayşe’nin kucağına oturmuş durumdaydım ve ellerim yavaşça bacaklarından yukarı kayarken nefesimiz iyice hızlandı. “Durdurmak istemiyorum ama, eğer sen de istersen…” dedim. Başını hafifçe salladı ve boynumdan öpmeye başladı. Onun sıcağını, cildinin yumuşaklığını, nefesinin sıcaklığını iliklerime kadar hissediyordum. Tişörtünün altına elimi kaydırınca gülümsedi, bana göz kırptı. Karşımda o kadar doğal, o kadar arzulu duran bir kadın vardı ki, tüm o kararsızlıklar anında uçup gitmişti. Bir anlığına göz göze geldik. O an, aramızda kurduğumuz arkadaşlık bir anda bambaşka bir boyuta taşındı.

Onun göğüslerini okşamaya başladığımda alnındaki ter damlalarını gördüm. Kısa kısa nefes alıyordu. Beni koltuğa doğru yatırdı, üstümdeydi. Sırtıma tırnaklarını geçirirken tişörtünü yavaşça çıkarıp attı. Karşımdaki sıcaklığa dayanmak mümkün değildi. Cildini öptüm, göğüslerini emdim, bir an kendimi hiçbir yere ait hissetmezken, sadece orada o an onunla olmanın heyecanını yaşıyordum. Şortu yavaşça aşağıya doğru çekerken Ayşe hafifçe inledi. “Serkan, bu kadar iyi hissetmeyeli çok olmuştu,” dedi fısıldayarak. Yatak odasına geçmeyi teklif ettiğim an kıyafetlerimiz tamamen çıkmıştı.

Yatağa uzanırken kalp atışlarımız neredeyse birbirine karışıyordu. Teninin sıcaklığı, dudaklarının tadı, dokunuşlarındaki heyecan içimde çığ gibi büyüyordu. Onun vücuduna dokundukça, dudaklarıyla tenimde gezindikçe, bedenim kasılmıştı. Ayşe, beni içine çektiği an birbirimizi tamamen hissettik. İç içe geçmiş, zaman durmuştu sanki. Onun göğüslerine dokunurken nefes alışlarındaki hızlanmayı, dudaklarımda hissettiğim ıslanmayı, ellerimin arasında sımsıcak bir vücut hissetmek anlatılamaz bir hazdı.

O geceyi defalarca öpüşerek, sarılarak, tenlerimiz birbirine değdikçe yeni baştan başlatarak yaşadık. Aramızdaki çekim, karşılıklı arzunun verdiği enerji, Ayşe’nin bana teslim oluşu… Uzun zamandır beklemediğim türden bir mutluluktu. Sabah uyandığımızda yanında kalmama izin verdi. Sessizce yatağımda gülümsedim. O an, sıradan bir hayatın tam ortasında, en beklemediğiniz anda bir kadının sıcak teninde kaybolmanın, yakın olmanın, sevişmenin hem heyecanını hem huzurunu yaşadım. Ayşe’yle aramızdaki her şey o gece başladı, devamında hayatımda unutamayacağım yepyeni bir sayfa açılmıştı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *