Yazlıkta Komşu Aşkı: Yasak Olmayan Bir Tutkunun Hikayesi

Yazlıkta Komşu Aşkı: Yasak Olmayan Bir Tutkunun Hikayesi

Her yaz olduğu gibi yine ailece yazlığa gitmiştik. Annem, babam, küçük kız kardeşim ve ben, İzmir’in küçük bir sahil kasabasında, her yaz alıştığımız huzuru yakalamaya çalışıyorduk. 24 yaşındaydım, üniversite bitmişti ve iş arayışındaydım. O yüzden bu yaz, diğerlerine göre daha keyifli geçen ama bir o kadar da başımı yastığa koyduğumda düşüncelere boğulduğum bir yaz olacaktı diye düşünüyordum. Ta ki, üst kat komşumuzun bu yaz kiraya verildiğini öğreninceye kadar.

Yeni kiracılar taşınırken arada bir dört gözle izledim herkesi. Gayet sıradan bir aile görünüyorlardı; karı-koca ve bana yaşı yakın gibi gözüken genç bir kadın; kızlarıymış, adının Elif olduğunu sonradan öğrendim. İlk gün havuz başında karşılaştık. Göz göze geldik. Çekingen bir gülümsemeyle selam verdim, o da başıyla selamladı. Gözlerinde bir şey vardı; utangaç mı desem, derin mi… Bilemiyorum. En azından ben öyle hissettim.

Ertesi gün, herkes plaja giderken annem ve kız kardeşimle birlikte yolda Elif’le tekrar karşılaştık. Annem sohbet başlattı, gündelik laflar. Ben sadece arada bakışlarını yakalayabiliyordum. Sonra deniz kenarındaki kafede yan yana sandalyelere denk geldik. Elif, sessizdi; bir kenardan diğerine dönen, göz ucuyla beni süzen ama bir türlü rahatlamayan türden.

Akşamüstü eve dönerken siteden yürüdük birlikte. “Burada hep böyle mi sakin olur?” diye sordu bana. “Sıkıcı bence bazen,” dedim. Gülümsedi, “Bana iyi geliyor. Gerçi İstanbul’da kaybolmak daha kolaydı,” dedi. Sözleri hafifçe bir iç çekiş gibiydi. Göz göze geldik yine. O an bir yakınlaşma olabileceğini düşündüm. Ama aklımdan geçenle, dışarıya yansıttığım farklıydı; çünkü çocukluğumdan beri ailem, komşular ve onların çocuklarıyla fazla da içli dışlı olmamı istemezdi. Haliyle ben de kontrollü ve kendimi geri planda tutan biri olmuştum genellikle.

Yazın ilerleyen günlerinde, Elif’le tesadüf gibi görünen ama aslında bizim çok da çaktırmadan denk getirdiğimiz buluşmalar arttı. Birbirimizi plajda yalnız yakalayınca yan yana uzanıyor, dalga seslerinden başka hiç kimsenin duyamayacağı kadar yavaş seslerle sohbet ediyorduk. Bir akşam, sitede herkesten uzak, çardağın altında otururken dedi ki, “Seninle burada konuşmak kolay geliyor bana. İstanbul’da böyle biri yoktu hiç.” Ben şaşırdım. Ona dokunmak istedim ama ne ben, ne o adım atmadık. Belki korku, belki de hala tanıdık çevremizin etkisindeydik.

Bir gece babam mangal yaptı, üst katın balkonundan Elif’in gözlerini hisseder gibiydim. Arada bir bakışıp tekrar kaçırıyorduk gözlerimizi. O akşam Elif’in anne-babası bir yerlere gitmiş, evde yalnız kalmış. Herkes geceyi erken bitirdi; ben ise, oturma odasında çay içerken, bir mesaj aldım. “Biraz yürüyelim mi? Çok sıkıldım,” yazmıştı Elif. Tam da içimde hissettiğim şeyi ona da hissettirmişim demek ki diye gülümsedim.

Siteden çıktık, sahil yolunda yürüdük. Gecenin biraz serinliği vardı. Yol boyunca sustuk. Sessizlik biraz tedirgindi, biraz da bir şeyler olacak mı hissiyle doluydu. Kumsala yürüdük, biraz uzaklaştık. Deniz kenarında, ay ışığı suya vururken, Elif birden durdu. “Bazen burada olmak… Çok başka hissettiriyor,” dedi. O bana bakarken gözlerinde hem bir istek hem de utangaç bir merak vardı.

Yaklaştık birbirimize; bir adım attı, ben de ona doğru eğildim. Dudaklarımız birbirine değdi. Önce utangaç, hafif bir öpüştük. Sonra adeta açlıkla birbirimize sarıldık. Elleri sırtımda, saçlarının kokusu burnumda. Yavaşça ittim onu geriye, kumların üzerine uzandık. Tişörtümün altına elini soktu; tenime dokunduğunda nefesi hızlandı. Ben de onun t-shirtünü kaldırıp göbeğini öptüm. Memesini avuçladım, bir an duraksadı, başını yana çevirdi, sanki hala emin olamıyordu.

“Elif, istemiyorsan durabilirim,” dedim. Sessizce başını salladı; “Hayır, devam et… Çok istiyorum,” dedi. Sesindeki o hafif titrek tonu duydum. Şortunun içine elimle yavaşça süzüldüm. Parmaklarım bölgesine yaklaştığında derin bir nefes aldı. O an, cinsel gerilimi iliklerimize kadar yaşamıştık. Onun iç çamaşırının ıslandığını hissettim. Parmaklarımı yavaşça kaydırdım; dudaklarını ısırdı, gözleri ayrı bir dünyadaydı.

Kendimi daha fazla tutamadım, o da zaten çoktan hazırdı. Şortunu aşağıya indirdim. Sonra kendi pantolonumu süratle çıkarttım. Bacaklarını araladım. Kumsalda, dalga sesleri ve arada bir uzaktan gelen köpek havlamaları dışında hiçbir şey yoktu. Onun nemli vajinasını ilk parmağımla okşadım, sonra sertleşmiş penisimi ona ittirdim.

İlk girişim biraz aceleci oldu ama Elif, daha önce hiç bu kadar istekli olmamış gibi kıvrıldı ve bana tamamen teslim oldu. İçinde hareket ettikçe anırır gibi sesler çıkardı, dudaklarını ısırdı. Ellerimle kalçalarını kavradım, onunla birlikte ileri geri hamle yaptım.

Bir ara hızlı hızlı nefes aldığını, ardından vücudunun titrediğini hissettim. Ben de kendimi bıraktım onun içine; Elif’in gözleri kapalı, elleri sırtımda. Ardından birbirimize sarılıp, yüzümüzü göğsümüze dayadık. Kum taneleri vücudumuzda yapışıp kalmıştı, ama ikimiz de umursamıyorduk.

Bir süre konuşmadan, sadece tenimizi hissederek, çok sessiz öylece uzandık. Ben, Elif’le yaşadığım bu yaz aşkının aslında ne kadar uzun zaman kafamda soru işaretlerine yol açtığını, ona dokunmak ve istemek arasındaki o gidip gelen kararsızlığı hatırlıyordum. Şimdi onunla, gecenin bir yarısı, bir sahil kasabasında, kumsalda çıplak halde ve müthiş bir tatminle oturuyordum.

Dönerken el ele tutuştuk. “Bunu kimse bilmesin, olur mu? Sadece sen ve ben,” dedi. Gülümsedim; “Merak etme, sırlarımız sahilde kalır,” dedim. Artık yaz akşamları, Elif’le geçen zamanın çok daha merak uyandırıcı ve tutkulu olacağından emindim.

O geceden sonra Elif’le bakışlarımız, temaslarımız ve konuşmalarımız daha başka hale geldi. İkimiz de çocukça utangaçlığımızı bir kenara bırakmış, birine ait olmanın sıradışı zevkiyle, yazlığın sessiz gecelerinde tutkulu anlar biriktirmeye başlamıştık.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *