Evli Kadına Duyulan Tutku

Evli Kadına Duyulan Tutku

İtiraf etmek biraz zor ama anlatmazsam içimde patlayacak gibi hissediyorum. Ben Onur, 32 yaşında, İstanbul’da özel bir şirkette çalışıyorum. Bu hikaye benim için sıradan bir “gizli aşk” hikayesi değil, çünkü ilk defa bu kadar kararsız kaldım ve kendimi böylesine bir arada bırakmak hiç beklediğim bir şey değildi. Her şey komşumuz Asuman’la başladı.

Bizim apartmanda oturuyoruz, Asumanlar da tam karşı dairede. Eşiyle yaklaşık sekiz senedir evliler, arada bir kavga gürültü olsa da dışarıya her zaman uyumlu, örnek çift gibi davranıyorlar. Ben ise bekarım, ne annemler ne onlar benden bir atraksiyon bekler. Belki de sorun hep buydu; hayatımda, apartmanda ya da işimde hiçbir risk yoktu — ta ki Asuman’la arasındaki mesafe değişene kadar.

Bir gün Asuman kapımı çaldı. “Kahvesiz yapamıyorum da… Sende var mı?” dedi. O ana kadar detaylı bakmamıştım ama incecik mini bir etekle ve bol bir t-shirtle karşımda duruyordu. Gözleri hafif nemli, gülümserken tuhaf bir gerginlik vardı üstünde. Kahveyi ararken o mutfakta bekledi. “Eşim evde yok, canım çok sıkkın bugün. Biraz laflamak istedim,” dedi. Zar zor gözlerinin içine bakabildim, kendi evimde bile gerildim. “Tabi, buyur, ben neden olmasın,” diyebildim sadece.

Küçük bir kahve, birkaç dedikodu ve biraz mahalle muhabbeti… O gün hiçbir şey olmadı aslında. Ama o masada kolunu bana doğru uzatırken, fincana sarılı parmaklarının ucunun bana dokunmasına engel olmadan, kısa bir süre elime değmesi… İşte o andan sonra kafamdan atamadım. O dokunuşun ardından üç gün boyunca, bana mı öyle geldi yoksa Asuman gerçekten benle ilgileniyor muydu, diye düşündüm durdum.

Bir hafta kadar, gelişmeler olmadan geçti. Bazen apartmanda karşılaştık, göz göze geldik bir anda arka arkaya selamlaştık falan. Kafam karışıktı: Bir yandan “komşunun karısı” aklına gelince geri çekiliyorsun, diğer taraftan o bakışları unutamıyorsun. Çelişkideydim, uzunca bir süre sadece kafamda büyüttüğümü düşündüm.

Bir akşam eve geç dönmüştüm. Dolaptan su alırken telefon çaldı; arayan Asuman’dı. “Bir şey rica edebilir miyim Onur?” dedi. Sesi telaşlıydı, biraz ürkek… Bahane neydi hatırlamıyorum, zannedersem eşinin arabasının anahtarını getirmemi istedi. Kapısını çaldığımda ise kendini içeri almak için fazla ısrarcıydı. “Onur, bir kahve daha içer miyiz?” dedi gözlerini kaçırarak.

İçeride otururken atmosfer tam anlamıyla gerilmişti. “Sen hiç yalnız hissettin mi?” dedi bir anda. “Bazen evli olmak insanı daha çok yalnız bırakıyor,” dedi. O an onu dikkatlice izlediğimi fark ettim, dudaklarının hareketine kadar. Birkaç saniye sessizlik oldu. Ellerimiz tekrar birbirine değdi, bu sefer geri çekilmedi. Kafamda bin türlü senaryo dönüyordu: Risk, ahlaksızlık, arzu… O elini çekmeyince, ben de çekmedim. O an bir kapı açılsa ya da biri evin içinden çıksa hayatım bitecekmiş gibi hissettim. Ama aynı zamanda inanılmaz bir heyecan vardı.

Bir süre sırt sırta konuşmadan oturduk. Gözleri bana bakıyor muydu, farkında bile değildim. Kalp atışlarım hızlandı, kelimenin tam anlamıyla elim ayağım titriyordu. Bir yerde “Asuman, bak… Biz yanlış bir şey yapıyoruz galiba,” dedim. O ise sadece başını eğdi. “Belki de biraz hayal ettik, olur biter,” dedi. Ama o gece gözümü kapadıkça Asuman’ın bana bakan gözlerini ve yavaşça bana yaklaşan yüzünü düşündüm. O kadının bana arzulayan bakışıyla sabaha kadar zor uyuyabildim.

Birkaç gün boyunca Asuman’ı görmemek için özellikle pazar sabahı geç kalktım, mesajlarına cevap vermedim, balkonda daha az zaman geçirdim. Ama o his — o lanet olası çekim — geçmiyordu. İçimde, yanlış olduğunu bile bile bir kez daha görmek, dokunmak, koklamak istediğim delicesine bir arzu vardı. Kendi kendime, “Bir defa yaşansa, olur biter,” diye avutmaya çalışıyordum.

Dördüncü buluşmamız, benim için kırılma anı oldu. Asuman kapının önünde, eli çıplak, ince bir hırka ve içine askısız bir atletle bekliyordu. Normalde beni çağırmazdı ama bu defa açık açık aramıştı, “Onur, senden başka kimseye anlatamıyorum,” dedi. Otururken, gözgöze gelince ikimiz de fazla yakın olduğumuzu hissettik. O anda, artık geri dönülmez bir yerdeydik.

Dudaklarım titreyerek onun yanağına hafifçe dokundum. Bir anda gözüme bir damla yaş takıldı. “İstersen gidebilirim,” dedim, içimde son bir vicdan kırıntısı. Elini uzatıp kolumdan tuttu. “Bunu çok istiyorum… Deli gibi arzuluyorum seni. Lütfen,” dedi, sesi bir fısıltıydı.

O andan sonrası tamamen dürtüyle oldu. Ağır ağır, dudaklarımız birbirine değdi. Ilık nefesi boynuma değdiğinde istemeden inleyiverdim. Uzunca bir süre öylece sarıldık, kokusuna karıştım. Parfümüne, saçının arasındaki kızıl ışıltılara, yüzünün sıcaklığında boğuldum. Ellerim vücudunu süzerken, o an her şeyi unutmak istedim. Ellerim göğsüne, sonra kalçalarına ilerlediğinde kendini tamamen bana teslim etmiş gibiydi. Tişörtünün altından tenine dokunduğumda, vücudu ürperdi. “Beni istiyorsun, biliyorum,” dedi kulağıma yaklaşarak.

Onun göğüs uçlarını parmaklarımla okşarken, Asuman’ın nefesi hızlanıyordu. Yavaşça dudaklarımı boynundan göğsünün arasına doğru indirdim. Yorganına saklanırken bile kendini bana bırakmıştı. Parmaklarım, kalçasında dolaşırken üstteki şortu sıyırırken bir anda göz göze geldik; dudaklarımız tekrar buluştu, o anın tadında kaybolduk.

Onun vajinasına parmaklarım yavaşça dokunurken ıslaklığını hissettim. Kendi içimde aklımda ne karar varsa, tamamı o an silindi. Kendimi kontrol edemiyordum artık. Asuman elleriyle beni kendine çekti, pantolonumu yavaşça indirip tenime dokunmaya başladı. “İlk defa kendimi canlı hissediyorum,” diye fısıldadı kulağıma.

Yavaşça bacaklarını arasına aldım, bedenimiz birbirine karıştı. İlk girişimde o ince sesiyle bana uzandı: “Böyle hissetmeyeli yıllar oldu…” Bedenimizin bütün sıcaklığı, ritmi, derinliği içinde birkaç dakika sadece birbirimizin içinde kaybolduk. Ellerimiz, tenimiz, kalp atışlarımız ve titreyen nefeslerimiz aynı ritme girdi. Birkaç defa, Asuman’ın inlemeleri daha yüksek çıkınca dudaklarını alnına, boynuna kapatıp sokulmaya çalıştım. İçimdeki arzuyla birlikte ona her temas edişimde adeta daha da küçüldüm, ona yenildim.

O anlarda zaman akmadı, sadece ikimiz vardık. Bedenim ona bastıkça, iç içe geçtikçe adeta hayata başka bir yerden bakmaya başlamıştım. O kadar tutkulu, o kadar açtık ki, Asuman’ın bacaklarının arasındaki sıcaklığı ve kaygan hissi uzun süre geçmedi. Sonrasında da yumuşak tenini izlerken “Bunu tekrar ister misin?” dememle, gözlerinde bir anlığına parlayan cesareti ve pişmanlığı gördüm.

Bundan sonrası bizim sırlarımızda gizli kaldı. Ama Asuman’a dokunduğum o gece, hayatımda ilk defa birisiyle yasaklı ama böylesine gerçek bir tutkuya kapıldığımı anladım. Hala o anları düşündükçe, içimde bitmek bilmeyen bir heyecan ve korku birbirine karışıyor — ama pişman mıyım? Asla.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *