Komşumla

Komşumla

Ben Eren, 28 yaşındayım, bekarım. İstanbul’un klasik apartman hayatında yaşıyorum. Küçüklüğümden beri hayatta her şeyin sıradan ve düzenli gitmesine alışmıştım. Ancak itiraf etmeliyim, bazen o sıkıcı rutinin dışına çıkmak için içimde bir kıpırtı oluyor. Bu hikaye de tam böyle başladı. Herkesin merhabalaşıp geçtiği, klasik apartman sohbetlerinin yürüdüğü bir bloktayım. Karşı kapı komşum ise; sunumları, şık elbiseleriyle çalışan, dul ve 35 yaşlarında, adı Zeynep olan bir kadın. Arkadaş canlısı, ama özel alanına da mesafeyi iyi koyan biri. Daha önce aramızda yalnızca apartmanla ilgili sorunlar konuşulmuştu, ama son zamanlarda bakışlarının bana bir başka geldiğini hissetmeye başladım. Yani, fazlasıyla cesur ve sanki beni sınayan o bakışlar, “Seninle oyun oynayabilirim” der gibiydi.

Bir akşam, kapıma geldi. Elinde bir tabak kek vardı, klasik Türk adetleri. “Yorgunsundur, belki tatlı istersin” dedi. Onun bende yarattığı heyecanı bastırmaya çalışıyordum. “Çok sağ ol, valla kafam yoğundu. Yalnız yiyorsam, ayıp olmasın beraber çay koyalım mı?” dedim. O da hafif gülümsedi, “Hadi bakalım, gelsin bakalım Eren çayımız” dedi.

Salona geçtiğimizde oturup keklerden yedik, havadan sudan muhabbet ettik. Sonra laf lafı açtı, ilişkilerden konu açıldı. O an ses tonu bir anda değişti, hafif ciddileşti. “Sence yanlış insanla mı evlendim, yoksa ben mi fazla beklentiye girdim?” dedi. Gerçekten dertleşmeye başlamıştık. Zeynep’in gözleri bir süre gözlerimin içine baktı. Öyle ki o bakışın altında kalmak istemedim, başımı çevirdim. Ama o konuşmaya devam etti, sesi yumuşak, ama içinde birikmiş bir sürü duygunun izi vardı.

Birkaç kadeh şarap açmamı teklif etti sonra. “Şarap da mı getirseydim, senin mutfağa gelmek hoşuma gitti” diyerek gülümsedi. O an, evde başka bir enerji dolaşmaya başlamıştı. Bir yandan fazlasıyla hoşuma gidiyor, bir yandan da Zeynep’in yaşını, sosyal konumunu, apartmandaki dedikoduları düşünüyordum. Ama o masum sohbetin altından yükselen bir gerilim vardı.

Bardağın yarısına geldiğimizde, bana sormaya başladı, “Sence ben çekici biriyim miyim?” Bir an iyice şaşırdım. “Bunu bana niye soruyorsun?” dedim. “Bence hisler netleşince insan rahatlar ya, ben de bazen bir ten teması isterim ama cesaret edemiyorum” dedi. O anda gözlerim göğüslerine takıldı, gömleğin hafifçe açılmasından beyaz teni görünüyordu. Hemen gözlerimi kaçırdım, ama onun farkında olduğunu anlamıştım.

Zeynep bana yanaşmaya başladı, “Endişelendin mi, yoksa hoşuna mı gitti?” diye lafı dolandırmadan sordu. “Bilmem, insan çekici bulduğu birine karşı yanlış bir hareket etmek istemez” dedim.

Kısa bir duraksama oldu. Sonra gülerek, “Bence yanlış kişi doğru zamanda karşısına çıkarsa, kimsenin günahı olmaz” dedi. İyice rahatlamış, hatta cesurlaşmıştı. İçimden sürekli “Eren, dikkat et. Bu işin arkası var. Herkes bir kahve içip dağılır. Zeynep komşun, muhabbeti burada bırak” diye geçiriyorum. Ama bu düşünceyle hissettiğim sertliği inkar edemiyordum.

Bir süre sessizlik oldu, ortamda bardakların sesi, uzaktan gelen müzik dışında bir şey yoktu. Sonra, bir an üstüne gelen bu gerginliği dağıtmak için konu değiştirdim. “Neyse, apartmandaki pilav günü için bir daha kek yaparsan seninle beraber yapalım” dedim. Zeynep güldü; “Pilav günü bahanesiyle sen benim gibi bir kadına yaklaşmak ister miydin?” diye sordu. O an buzlar eridi. Sare bir cesaret anıydı. “Sanırım şu anda da yaklaşmak istiyorum” dedim, sesim biraz titreyerek.

Bir anda bana doğru eğildi, yanaklarıma hafifçe dokundu, bana öyle bakıyordu ki, kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Dudaklarımız birbirine yaklaştı ama ben bir adım geri çektim. “Zeynep, yanlış anlama, ister istemez düşünüyorum. Sonra pişman olmayalım.” dedim. Gözlerini kaçırmadan, ciddi ama kibar bir şekilde cevap verdi; “Biliyorsan, en çok istediğimiz şeylerde en çok kararsız kalırız. Hayat kısa Eren. Güvende hissettiğin an bir daha gelmeyebilir.”

O an, içimde kalan tüm çekinceler bir anda dağıldı. Dudaklarından başlayarak öpmeye başladım. O anda artık düşünemiyordum, sadece vücudunun sıcaklığını hissediyordum. Elleri enseme dolandı, kokusu başımı döndürdü. Dudaklarımız ayrıldığında Zeynep gözlerime baktı; baktıkça daha fazla açılmak, daha fazlasını istemek istedim. Bana yanaşıp kulağıma eğildi: “Beni ne kadar istediğini hissetmek istiyorum.”

Ellerim gömleğinin düğmelerine gitti. Düğmeleri ağır ağır açarken, Zeynep’in göğüsleri önüme çıktı. Tenini, vücudunun yavaş yavaş bana açılmasını izledim. Sutyenini hafifçe indirdim, çıplak göğüs uçlarını ağzıma aldığımda Zeynep’in derin bir nefes çektiğini, bütün arzusu ve ihtiyacıyla bana bıraktığını gördüm. Islak öpücüklerim göğüslerinden karnına kayarken tırnaklarını sırtıma geçirdi. Cinsel gerilim artık tavan yapmıştı, vücudumun her yeri Zeynep’i istiyordu.

Zeynep’in elleri pantolonuma yöneldi, beni çıplak bırakırken bir an bile gözlerinden ilgisini eksik etmedi. Elini penisime doladı, yavaş yavaş okşayarak üzerinden kaydırdı. O sıcak teni, derin nefesiyle başımı döndürüyordu. Yatağa attığımızda birbirimize sarılarak öpüşmeye başladık. Zeynep sırtını yatağa yasladı, bacaklarını araladı. Ben de aralarına girip yavaşça onu öpmeye başladım. Parmaklarım klitorisinin etrafında gezinirken, nefesi daha da hızlandı.

“İçime girmeni istiyorum” dedi nefes nefese, dudakları titreyerek. Penisimle yavaşça ona yaklaştım, önce ucu ile klitorisini okşadım. Birkaç saniye sonra içine girmeye başladım, onun sıcaklığını hissettiğim anda ikimizin de tüm kontrolü elinden kayıp gitti.

Zeynep’in darlığı, vücudunun her hareketine karşılık vermesi beni daha da tahrik etti. Her seferinde derinine girerken onun inlemelerini, yatakta bana bakan bakışlarını unutamıyorum. Ellerim göğüslerinde, dudaklarım boynunda, kalçamla ona daha da yaklaştım. Temposunu artırdıkça Zeynep’in sesi odada yankılandı. “Daha hızlı, Eren…” dedi, ben de hızımı artırdım. O anlarda zaman durdu sandım. İkimizin vücudu birleşti, terlerimiz karıştı, içimde daha önce yaşamadığım bir mutluluk ve tatmin vardı.

Birlikte boşaldığımız o anda gözlerini yine gözlerime dikti. “Bunu erteleseydik, pişman olurduk” dedi. Sırtüstü yattık, derin derin nefes aldık. Ellerimiz birbirine karıştı, ikimiz de o gecenin bir daha tekrarını hayal ederek yavaşça uykuya daldık. O akşamdan sonra apartmanda birbirimize daha sıcak bakmaya başladık, ama o gece yaşadıklarımızı ikimizden başka kimse bilmedi.

Komşuluk başka, bu ayrı. Ama bazı heyecanlar gerçekten risk almaya değer. Ve hayat, bazen karşı kapıdaki bakıştan ibaret.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *