Elif’le tanışmamız aslında çok da sıra dışı değildi. Aynı üniversitenin aynı bölümünde ikinci sınıfta, bir sınavda yan yana düşüp tanışmıştık. O zamanlar Elif’i sadece sempatik, gülüşü güzel, biraz da enerjik biri olarak algılamıştım. Aramızdaki iletişim hep hoş bir arkadaşlık seviyesinde ilerledi; ne ben ona açıktan ilgi duydum, ne de ondan bana öyle bir yaklaşım geldi. Yine de ders aralarında birlikte kahve içmeye, ödevleri birlikte tamamlamaya başladıkça, Elif’in mizahına, söylenişine, bazen benden daha baskın tavrına daha çok alıştım.
Bu hikaye, bir arkadaşlık ilişkisinden tedirgin ve heyecanlı bir şekilde, yavaş yavaş başka bir yere kayan o akşam başlayacak. Siz de eminim böyle anları yaşamışsınızdır; başta kendinizi yadırgarsınız, yanlış anlar mıyım diye tedirgin olursunuz, ama bir kere işler rayından çıkınca artık tutamazsınız. Benim için Elif’le ilgili anların başlangıcı, yıl sonuna doğru, okulun iyice gevşediği o havalarda, bir haftasonu gece Elif’in bana evinde film akşamı teklif etmesiyle başladı.
Başta gerçekten saf bir arkadaş buluşması olarak düşündüm. O günlerim karışıktı, üniversitenin yoğunluğu, aileme karşı hissettiğim baskı, sevgili falan yoktu; hayatımda da büyük bir heyecan arıyordum. O akşam Elif’in evinde, rahat bir sweat ve tayt giymiş haliyle karşısında dururken, başımı yastığa yaslayıp içimden “Neden burada olduğumu gerçekten biliyor muyum?” diye sordum kendime. Birkaç şişe bira almışız, abur cubur da var. Kankalar arasında sıradan bir gece yani… Ama Elif’in koltukta bana biraz daha yakın oturmasıyla, bacaklarımızın farkında olmadan birbirine dokunup ayrılmasıyla, içimde tuhaf bir kıpırtı başladı.
Uzun uzun film seçmeye çalıştık. Arka planda youtube’da rastgele playlist akıyor, konuşmalarımız havada uçuşuyor:
– “Ya şu filmi izleyelim mi diyorum, çok eğlenceli diyorlar.”
– “Yok ya, dram bana şu an fazla gelir.”
– “E hadi o zaman, korku filmine gelir mi cesaretin?”
– “Korkarım bak, sana sarılırım falan, sonra uğraş!”
Elif’in şakalarının arasında bir anlığına başıma çakayım diye geçirdim. Yani, bana sarılması mı? O an ortamda adını koyamadığım gizli bir elektrik vardı. Bunu kendi kendime de itiraf etmek istemiyordum ama vücudumda gereksiz yere bir sıcaklık hissetmeye başlamıştım bile.
Filmi yarısına kadar izleyebildik. Bir noktada Elif’in başı omzuma düştü. Ben hareketsiz kalmaya çalışırken, nabzım gitgide daha çok yükseldi. Sanki kolumdan başlayıp oram buram ateş basıyordu. Elif’in vücudu nefis kokuyordu; parfümü değil, teninin kendisi… Kendi kendime “Şimdi bir şey yapsam, her şey berbat olur mu? Ya yanlış anlarsa?” diye düşünüyorum. Aklımda bin tane senaryo dönüyor. Yavaşça eli benim dizime kaydı ve orada öylece kaldı.
O an, Elif’in bana bakıp bir gülümsemeyi yüzünde gezdirmesiyle, benim de içimdeki engeller kırıldı. Dudağımda titrek bir tebessümle döndüm ona:
– “Bazen, fazla kafa yormak gereksiz bence. Şu an çok iyi hissettiriyorsun bana.”
Elif’in bakışı delici bir şekilde gözlerime, yüzümden dudaklarıma kaydı. O saniye, benden daha cesur davrandı. Yavaşça eğildi, sıcak nefesi yüzüme çarparken yavaşça dudağıma dokundu. O an zaman durdu, beynimden aşağıya yıldırım gibi bir heyecan aktı. Çok uzun bir öpüşme değildi, ama o temasta her şey patladı. Kalbim deli gibi atıyor. Elif’in elleri artık çekinmeden bacaklarımda, bedeninde ise heyecanın titremesini hissediyorum. Özellikle kasıklarıma doğru yaklaşan elleriyle vücudum ürperiyor.
Bir an, geri çekildim.
– “Emin misin Elif? Sonra pişman olur musun, aramız bozulmasın?”
Elif, kendinden beklemediğim bir açıklıkla:
– “Ben çok düşündüm bunu. Ama hep kendimi tutuyordum. Belki aramızdaki şey arkadaşlıktan fazlası olabilir, bilmiyorum. Ama şu an seni, tam anlamıyla hissetmek istiyorum.”
O lafı duyar duymaz, onun da ne kadar istediğini ve tıpkı benim gibi çekindiğini anladım. Artık geri dönmek istemiyordum. Aramızdaki mesafe tamamen kalktı. Kendimi ona bıraktım. Sırt üstü koltuğa yaslanırken, Elif çevik bir şekilde bacaklarımın arasına girdi. Yavaşça boynumu öpmeye başladı; titreyen dudakları, diliyle ufak ısırışları, deriyle tenin buluştuğu yerde izler bırakırken, benim içimdeki ateşi tamamen harladı.
Gözlerimi kapattım. Elleri, t-shirtümün altından yavaşça belime, sonra göğsüme doğru kaydı. Her dokunuşunda derimin altındaki sinir uçlarım sanki patlayacak gibiydi. Ona karşı koymam artık mümkün değildi. Ben de ellerimle Elif’in kalçalarını kavradım, bir yandan vücudunu bana daha çok yaklaştırdım.
Bir anda Elif taytının üzerinde ellerimi hissettiğinde iç çekti. Kendi ellerini göğsümde gezdirirken, dilini boynumun tam yanıma dayadı, orayı ısırdı. Göz göze geldiğimizde, heyecandan titreyerek:
– “İlk defa bir kıza bu kadar istekli hissediyorum.” dedi.
Güldüm, “Senin etkindi galiba…” dedim.
Bu sırada Elif’in elleri altıma kaydı, parmaklarını önce bacaklarımın arasına, sonra da hafif dokunuşlarla klitorise gezdirdi. O an nefesim tutuldu. Hazdan resmen deli oluyordum. İç çamaşırımızı üzerinden hızla çıkardı, ben ise dilimle göğsünden kasıklarına, her yerine izler bırakmaya başladım. Aramızda bir an bile durup düşünme olmadı; ikimiz de o sıcaklığa tamamen kendimizi bıraktık.
Elif benden daha aktiftir genelde, hemen üzerime çıktı ve dudaklarını tekrar benimkine yapıştırdı, dillerimiz sarmaş dolaş oldu. Elini kasıklarımda hissettiğimde, hafifçe içeri soktuğunda kendimi tamamen kaybettim. Yerimden kalkıp Elif’i koltuğun üzerine doğru ittim, onun altına girdim, bacaklarını iki yana açarak vücudunun kokusunu içime çektim. Dilimle önünden aşağıya doğru yol aldım. O ise bir yandan inledi, vücudu tepki veriyor, arada saçımı okşuyor, daha çok yakınlaşmak için iyice itiyordu kendini bana doğru.
Birkaç dakika böyle devam etti; Elif’in bacakları titreyene kadar ara vermedim. Sonra Elif, beni kendine doğru çekip, bacaklarını belimin etrafına doladı.
– “Dayanamıyorum artık, gel üstüme.”
Ne kadar fazla istesem de, kontrolümü kaybetmekten korkuyordum ama Elif’in gözlerindeki çaresiz bakışla iyice şevklendim. Vücudumuzu birbirine yakınlaştırıp yatmaya başladık. Kendi kendime, “Burası doğru mu?” diye soruyordum ama cevabım o an için netti: Doğru ya da yanlış, bunu yaşamak istiyordum.
O gece, Elif’le defalarca kez seviştik; odadan mutfağa, koltuktan halıya geçtiğimiz her yerde birbirimizi deliler gibi arzuladık. Benim karmaşık düşüncelerim bile Elif’in sıcaklığında, nefesinde, bedeninde eridi gitti. Sabaha kadar sarıldık, birbirimize hikayeler anlattık, vücudumuzun birbirine karışmasını izledik. Göz göze gelip, “Arkadaşlığımızı mahvettik mi, yoksa başka bir şeye mi başladık?” diye fısıldaştık.
Şimdilerde, Elif’le hâlâ sıkı iki arkadaşız ama o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. O aramızdaki elektrik, sıradan bir üniversite anısı gibi değil, aklımdan hiç çıkmayan bir itiraf, bir gizli heyecan olarak kaldı. Elif’le o gece yaşadıklarımızı kimseye anlatmadım; bu satırlarda ilk defa birine açıyorum. O yüzden belki de başıma gelen en gerçek, en tahrik edici gecemdi o.