Komşum Elif’le Yakınlaşma ve Yasak Tutkunun İtirafı

Komşum Elif’le Yakınlaşma ve Yasak Tutkunun İtirafı

Elif’le ilk tanışmamız birkaç yıl öncesine dayanıyor. Aynı apartmanda oturuyorduk ama o zamanlar sadece merhabalaşırdık. Elif benden birkaç yaş büyük, otuzuna yaklaşmış, oldukça bakımlı, güzel yüzlü bir kadındı. Hafif dalgalı koyu saçları, ince ama kıvrımlı fiziğiyle her daim dikkat çekiyordu. Ben ise yirmi dört yaşındaydım, üniversiteyi yeni bitirmiştim. Annemlerin yanından ayrılıp kendi evimi tuttuktan sonra komşuluk ilişkimiz de biraz daha ilerlemişti.

İlk zamanlarda sadece asansörde karşılaşıp laflıyorduk. Alışveriş poşetleri taşırken yardım etmemi isterdi bazen. Küçük ikramlar, kahve davetleri derken yavaş yavaş birbirimize ısındık. Elif’in bekar olduğunu duymuştum ama özel hayatına dair çok fazla açılmazdı. Benim de o sıralar ciddi bir ilişkim yoktu, arada sırada görüştüğüm bir kız arkadaşım vardı.

Bir akşam işten eve döndüğümde kapımın önünde Elif’i telaşlı bir şekilde anahtar ararken gördüm. Çok mahcup bir ifadeyle, “Anahtarımı içerde unuttum, birisini çağırsam gelmesi bir saat sürer. Kaldım burada…” dedi. Eve buyur ettim, “Bende çay var, gel beraber içeriz, buyrun,” dedim. Çaresizce gülümsedi, ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.

Evde sıcak bir ortam oluşmuştu. Elif rahat bir eşofman giymiş, saçlarını aceleyle at kuyruğu yapmıştı ama yine de bakışlarımı üzerinde topluyordu. Sohbet koyulaştıkça fark ediyordum; ses tonunda, hareketlerinde bana yaklaşan bir samimiyet vardı. Bazen dizlerimiz birbirine çarpıyor, kahkaha atarken kolunu hafifçe omzuma atıyordu. Fakat ben burada yanlış bir şey düşünmemek için kendimi frenliyordum. Komşuyuz, bir hata olursa sonrası hiç hoş olmayabilirdi.

O akşam anahtarını beklerken uzun uzun konuştuk. Hayatından, işinden, sıkıntılarından bahsetti. Aramızda garip bir elektrik oluştuğunu hissedebiliyordum. Ama Elif bir anda konuyu değiştirdi, “Bazen insan çok yalnız kalınca saçmalıyor işte,” dedi, başını önüne eğip sustu. O an içimde tuhaf bir istek ve aynı zamanda çekingenlik vardı. Tek bir dokunuşla her şey başlayabilir ama sonsuza dek bir komşudan fazlası olamayabilirdik. Ben başlamaya korkuyordum açıkçası. Tanıdık birinin sınırını aşıp, işlerin tatsız bir hal almasını istemezdim.

Ertesi günlerde Elif’le karşılaşmalarımızda aramızdaki elektrik iyice belirginleşti. Bir akşam, Elif kapımı çalıp elinde bir tabak kekle geldi. “Sana da düşer dedim,” diyerek gülümsedi. İçeri davet ettim, birlikte oturup dizi izledik. Hiçbir yere gitmiyordu, hatta ayağa kalkıp mutfağa su almaya filan gidiyordu rahatça.

Bir geceyi geçirdiğimiz an tam olarak şöyle başladı. Hafta sonuydu, ben evde yalnızdım. Saat gecenin on buçuğu filandı, zil çaldı. Yine Elif. “Yalnızım, biraz korktum. Sende oturabilir miyim?” dedi. Eteğinin altından uzun beyaz bacakları gözüküyordu. Üstünde ince askılı bir bluz vardı. Hafif bir alkol kokusu aldım. Kalbim deli gibi atmaya başladı.

Sohbet ettikçe bana daha çok yaklaşıyor, “İçimde bir daralma var, nedenini bilmiyorum” filan diyordu. Ben ise ellerimle oynuyor, gözlerini kaçırıyordum. Saraç bir şekilde “Sana sarılabilir miyim?” dedi. Tereddüt ettim, bir an duraksadım. Ama gözlerinin içine baktığımda yalnızlık, bir miktar arzu gördüm. Yavaşça kollarını bana doladı. O an içimden geçenler tarif edilemezdi. İlkin nezaketten öylece oturdum ama Elif’in başı göğsüme yaslandıkça, onun sıcak nefesini cildimde hissetmek bana bir anda tuhaf bir heyecan verdi. O kadar yakındık ki, memesinin yumuşaklığını, nefesinin hızlandığını hissediyordum.

Bir süre öyle sarıldık, Elif kalkacak gibi oldu. “Her şey yolunda mı?” diye sordum, “Senin yanında çok rahat hissediyorum, buna biraz şaşırıyorum,” dedi. “Hiç de şaşırma” dedim, “ben de öyle hissediyorum,” dedim. Bir anda ellerini yüzümde buldum, yavaşça dudağıma yaklaştı. Dudaklarımız birbirine değdiğinde vücudumda bir elektrik çarptı sanki. Önce yavaşça, sonra daha istekli öpüşmeye başladık. Elif’in elleri saçlarımda, benim elim onun belinde geziniyordu. Kaybetmiş gibiydim kendimi. Onun dudaklarında aylarca birikmiş arzunun sıcaklığını hissediyordum.

Bir anda Elif çekildi. Gözümüze bakarak, “Bunun olmasına gerçekten izin vermeli miyiz?” dedi. Ben sustum, kalbim ağzımda atıyordu. “Elif… Çok istiyorum, ama sonrasında ne olur bilmiyorum…” dedim. O da aynı şekilde tereddütlüydü, “İkimiz de yalnızız. İkimizin de kimseye söyleyecek bir hesabı yok. Belki de böyle bir geceye ikimizin de ihtiyacı vardı,” diye fısıldadı. Karar vermek o anda çok kolay olmadı ama Elif’in gözlerinde samimiyet ve arzu aynı anda vardı. Ben yavaşça elimle boynuna dokundum. Dudaklarına tekrar yaklaşıp onu tutkulu bir şekilde öptüm. Artık ikimiz de zamanın durduğunu hissetmiştik.

Ellerim Elif’in sırtında, ardından yavaşça beline ve aşağıya kaydı. Onun da elleri tişörtümü sıyırmaya başlamıştı. Elif yavaşça bluzunu çıkardı. İç çamaşırı neredeyse yok gibiydi. Göğüsleri gözlerimin önünde, bembeyaz ve pürüzsüzdü. Elimle hafifçe dokunduğumda ürperdiğini, nefes alışverişinin hızlandığını hissettim. Ben tişörtümü ve pantolonumu çıkarınca dudaklarıyla göğsümden aşağı inmeye başladı.

Elif’i kanepeye oturttum, bacaklarını iki yana yavaşça açtım. Dizlerinin arasına oturdum, ellerimle bacaklarında yukarı çıktım. “Bunu gerçekten istiyor musun?” diye sordum. Gözleri kısıldı, başını salladı. İç çamaşırının üzerinden belli belirsiz ıslaklığı görebiliyordum. Elimi yavaşça üzerinden gezdirdim, parmaklarım iç çamaşırının arasından incecik sıcaklığa değdi. Elif sırtını geriye doğru attı, dudaklarını ısırdı.

İç çamaşırını yavaşça çıkardım, dilimle onun tenine dokundum. Elif’in inlemeleriyle bütün sessizlik yırtılmıştı. Bir elini saçlarımda gezdiriyordu, diğer eliyle koltuğun kenarına tutunmuştu. Dilimle onu daha fazla tahrik ettim, nefesi giderek daha hırçın geliyordu. Elif ellerini benim vücudumda gezdirdi, belimden tutarak kendine çekti. Yavaşça bacağını kalçama doladı, “Dayanamayacağım, lütfen…” diye yalvardı.

Kendimi tutamayıp üstüne çıktım. O an aramızdaki tüm engeller kalktı. Elif bacaklarını iki yana açtı, kendini tamamen bana bıraktı. Penisimi onu yavaşça girişiyle buluşturdum. Vücudu titredi, “Yavaş ol…” diye fısıldadı ama ardından daha da sımsıkı bana sarıldı. İlk hareketimle ikimiz de derin bir nefes çektik. Her hareketimde Elif’in ne kadar ıslanmış olduğunu, her dokunuşumda nasıl titrediğini hissedebiliyordum. Bir süre öyle kaldık, ben hafif hafif ritmi artırdım. Elif’in inlemeleri yükseldikçe, aramızdaki erotizm ve heyecan da katlanıyordu.

Elif bir anda vücudunu yukarı kaldırıp tam üzerime oturdu. O an ellerimle kalçalarını kavradım, kendini bana daha fazla bastırdı. Göğüslerimi ağzıma götürdü, dudaklarını boynuma dokundurdu. Artık ikimiz de tamamen akışa bırakmıştık kendimizi. Elif’in saçları yüzüme kapanmış, terlemiş teniyle birbirimize yapışmıştık. İçimde biriken arzuyu daha fazla tutamadım, Elif’in titreyen vücudunda, onun zevk çığlıkları arasında tatmin oldum.

Sonrasında bir süre sessizce, yanyana uzandık. Elif gözlerini kapamış, derin derin nefes alıyordu. O anın mahremiyeti, samimiyeti ikimizin de yüzünde hafif bir tebessüm oluşturdu. “Bunu hiç unutmayacağım,” dedi. Ben de, “Ne olursa olsun pişman olmayacağım,” dedim. O günden sonra hayatımda bazı şeyler değişti, Elif’le aramdaki ilişki arkadaşlıktan çok daha öteye geçti. Hala o geceyi düşündükçe kalbim hızla atıyor, vücudumda aynı elektrik dolaşıyor.

Belki de bazen en yakınındakiyle, tesadüfen gelişen bir gecede, tutkuyu ve arzuyu bulmak mümkünmüş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *