Gecenin Sessizliğinde Başlayan Tutku Dolu Bir Yakınlaşma

Gecenin Sessizliğinde Başlayan Tutku Dolu Bir Yakınlaşma

O gün, hava yazdan kalma bir nisan akşamıydı. Üniversiteden arkadaşlarla buluşmuştuk, yıllardır görüşemediğimiz eski arkadaşlarla sohbet etmek iyi gelmişti. Masada herkes konuşurken kafamı karıştıran ise uzun zamandır görmediğim Aslı’ydı. Onun eski haliyle alakası yoktu. Hem dış görünüşü değişmiş, güzelleşmişti hem de bakışları, bana karşı daha bir farklı gibiydi. Yaklaşık üç yıl önce bir partide yarım kalan sohbetimiz kafamda silik bir anıydı ama şimdi bambaşka bir yakınlık vardı sanki.

Yan yana oturduk. Biraz tedirgindim, çünkü Aslı hep gözümde “iyi kız” imajıyla yer etmişti. Ama o akşam yüzünde alıştığımın dışında, sanki sakladığı bir heyecanı var gibiydi. Sohbet ilerledikçe içimde hareketlenmeler başladı. Kadehime şarap doldururken eli elime değdi, istemsizce uzun tuttu hareketini. Ben de gülümsedim, içim kıpır kıpır. Samimi bir kahkaha attı, gülerken bana dik dik bakıyordu. “Biraz hava alalım mı?” diye sordu birden.

Dışarı çıktık; mekânın arka bahçesine. Baharın serinliği vardı ama Aslı’nın yanında bir anda her şey ısınmış gibiydi. Bir banka oturduk. Ellerimizi ceplerimize saklamıştık ama yakın oturuyorduk. Uzun uzun sessizce baktı bana. Sonunda dayanamayıp sordum:

“Aslı, bana böyle bakmana alışkın değilim. Bir şey mi var?”

Gülümsedi, “Var galiba,” dedi. “Seninle ilgili hep kafamda başka sorular oldu ama hiç cesaret edemedim.” Sesi hafif titriyordu. O anda içimdeki çekingenlik yerini bir meraka bırakmıştı. Bir yandan heyecan, bir yandan şaşkınlık…

“Ne gibi sorular?” dedim, sesi biraz daha yaklaşmak ister gibiydi.

“Bilmiyorum… Sende hep bir gizem vardı. O gece konuşamadık ya; bazen aklıma geliyor, acaba o gece ne olurdu diye.” Bir an sessizlik oldu. Aslında o gece elini biraz daha tutsam, belki şimdi bambaşka bir yerde olurduk. Fakat ikimizin de hayatında başka insanlar vardı o zaman, biraz da utangaçlıktan hiç cesaret edilmemişti. Şimdi ise önümüzde hiçbir engel yoktu.

Aslı birden çekindi, “Garip geliyor belki sana… Ama…” Sesini duymak için hafifçe yana eğildim; saçlarının kokusu hafifçe burnuma değdi.

“Hiç garip gelmiyor. Aslı, şu anda içimden geçenleri söylesem fazla ileri gitmiş olur muyum sence?”

Gözlerini kaçırmadı, “Belki… Ama ben de hislerimi saklamamayı seçtim.” Hafifçe gülümsedi, sonra gözlerinden ciddiyet geçti.

Bir anda aramızda, söylenmeyen şeylerin baskısı vardı. Sonra Aslı elini cebinden çıkarıp yavaşça dizime koydu. Ben de onun elini tuttum, birbirimize sarıldık. İkimiz de titriyorduk.

“İçeri dönelim mi?” dedi. “Açıkçası tüm geceyi burada geçirmek istemem.”

Masaya döndüğümüzde hâlâ birbirimizin teninin ısısını hissediyorduk. Sohbet uzasa da, ikimizin bakışları sürekli birbirini arıyordu. Eve gitmek istemiyor, bu yakınlıktan ürperiyor ve aynı zamanda biraz korkuyordum. Onu daha fazla istiyordum, bunu da saklamıyordum. Gece yarısına doğru sohbet dağılmış, herkes birer ikişer vedalaşmaya başlamıştı.

Aslı biraz düşünceliydi, kararsız bir hali vardı. “Emre, ben de biraz dolanmak istiyorum. Seninle çıkabilir miyiz?” diye fısıldadı. Birlikte yürürken havadan sudan konuşmaya devam ettik, ama ikimizin de aklı esas meseledeydi. Yürüyüş yolunda kimse yoktu, Aslı elimi tuttu, parmaklarımız birbirine geçti. Bir ara durup arkasını döndü, sonra kendini bana doğru hafifçe yasladı. Yanağıma sıcak bir öpücük kondurdu.

“Aslı…” dedim, sesim heyecandan hafifçe titriyordu. “Gerçekten… istiyor musun?”

Cevabı gözlerinde vardı, pek fazla söz gereksizdi. “Çok istiyorum,” dedi, “ama biraz da korkuyorum. Hep aklımdan geçti ama bunu yaşamak garip mi olur diye düşünüyorum, sonra… bırakmak istiyorum kendimi.”

Kollarımı beline doladım, o da iyice yaklaştı. Dudaklarımız neredeyse buluşacakken aramızdaki gerginlik son buldu ve sonunda Aslı’yı ilk kez öptüm. Dili tenime dokunduğunda içimdeki tüm setler bir anda yıkıldı. O kadar yumuşak ve şehvetliydi ki… Dudaklarımda, boynumda, ellerimde… Her yerimde hissetmeye başladım onu.

O gece baş başa kalabileceğimiz bir yere ihtiyacımız vardı. Önce, “Evime gitsek?” dedim, o da gülümsedi, çekinerek başını salladı. Taksiye bindik, her saniye dokunuşlarımız biraz daha cesurlaşıyordu. Asansörde öylesine tutkulu bir şekilde öpüştük ki, neredeyse o daracık yerde üstüne abanmak istedim ama kendimi zor tuttum.

Eve girer girmez Aslı kapıyı arkamızdan çekip duvara yasladı beni. Ellerimi tişörtünün altına aldı. Ürperdiğini hissettim. Dudakları yeniden dudaklarımda, gözleri kapalı, nefes alışları hızlanmış. Tişörtünü sıyırmamı bekliyor gibiydi. Ellerimle belini sıvazlayarak yukarı çıktı parmaklarım, incecik tenini avuçladım. Sütyeninin üzerinden göğüslerini okşadım, hafifçe inledi. Aramızdaki cinsel elektrik bir anda yaşadığım en güçlü hissiyatlardan birine dönüşmüştü.

“Aslı, emin misin?” diye yine sordum, çünkü hâlâ bir parça çekingenlik vardı gözlerinde.

“Daha önce hiç bu kadar istememiştim Emre,” dedi, “devam et lütfen.”

O an ellerimi kalçasına atıp onu kendime daha çok çektim. Gömleğimi açtı, çıplak tenimize birbirimizi değince adeta eridik. Yatak odasına doğru çekerken elleriyle pantolonumu açmaya başladı, ben de parmaklarımı iç çamaşırının içine soktum. Sıcacık, nemliydi ve dokunmamı istiyordu. Yatakta sırt üstü uzandı, üzerime aldı beni. Ten tenee kasıklarımız buluşurken Aslı başını yana çevirdi ama ben onun sıcak nefeslerini boynumda hissettim. Diliyle kulak mememi yaladı, elini göğsümde gezdirdi, sonra kendisiyle beraber beni aşağı çekti. Göğüs uçlarını dudaklarımın arasına aldı, hırıltılarına kulak verdim.

Her hareketine, her nefesine karşılık veriyordum. Bir ara bedenini bana tamamen teslim etti, bacaklarını karnıma doladı. Penisim onun bacaklarının arasında, sürtünerek ıslaklığını hissediyordum. Derken yavaşça içeri girdim; o anda gözleri kapalı, dudakları açık. Ilık bir nefes verdi, ellerini sırtıma doladı. Yavaş yavaş ritmimizi buldukça Aslı’nın dudaklarından çıkan her ses beni daha da deliye çeviriyordu.

“Daha hızlı…” dedi, “daha derine…”

Onun istekleriyle vücudumun ateşi parladı, hareketlerim hızlandı. Kalçalarını ellerimle sıktım, yatağın üstünde birlikte dalgalanıyorduk. Kekremsi ter kokusu, nefeslerimizin karışması, yatağın gıcırdayan sesi; her şey tek bir noktada toplandı. Son sırada birlikte doruğa ulaştık, titreyerek, birbirimize sarılarak…

Aramızda bir utanç yoktu, sadece karşılıklı bitmeyen bir istek vardı. Uzun bir sessizliğin ardından yan yana uzandık, ellerimiz hâlâ birbirine kenetliydi. Aslı gözlerini açtı, hafifçe gülümsedi.

“Bunu neden daha önce yaşamadık bilmiyorum,” dedi. Saçlarını okşadım, dudaklarım yeniden boynuna değdi.

“Belki de tam zamanıydı,” dedim.

Gecenin kalanında birlikte nefes alıp vererek, tenimizin birbirine dokunmasının tadını çıkararak sabaha kadar uyuduk. O gece, hayatımda ilk kez biriyle böylesine tutku dolu ve isteyerek bir bütün oldum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *