Benim adım Hakan, 27 yaşında, İstanbul’da yaşayan biriyim. Normal bir işte çalışıyorum, hayatımda büyük maceralara yer olmayan, sıradan bir adamım. En azından geçen yıla kadar öyleydim. O zamanlar sevgilim yoktu, uzun zamandır da yalnızdım. Kiraladığım dairede iki yıldır sessiz sedasız yaşıyordum. Ne zaman anlatmaya çalışsam hem utanıyorum, hem de yeniden heyecanlanıyorum ama anlatacaklarım bambaşka bir geceyle ilgili ve hâlâ aklımdan çıkmıyor.
Oturduğum apartmanda, benden birkaç yaş büyük olanlar genellikle aile bireyleriyle ya da kendi evlerinde, düzenli bir hayat sürüyorlar. 2. kattaki komşum Aslı da onlardan biriydi. Onunla ilk karşılaştığım zamanı hatırlıyorum; market poşetleriyle apartman kapısında uğraşırken yardıma gitmiştim. Sarışın, ince uzun yapılı, kahverengi gözlüydü. Hafif bir allık ve kırmızı ruj hep dudaklarında, yüzünde ifade dolu sevimli bir gülümseme olurdu. Boylu poslu, etkileyici görünüyordu. ‘Teşekkür ederim, taşıman gerek yok aslında ama…’, dediğinde sesi nedense içimde bir şeyleri kıpırdatmıştı. Elimde olmadan utandım, gözlerini kaçırdım.
İlk başlarda sohbetlerimiz selam, sabah üzerineydi. Sonra zamanla asansörde, merdiven boşluğunda ufak tefek muhabbetlere başladık. İkimiz de yalnız yaşıyorduk ve, apartmanda pek konuşacak kimse yoktu. Bir keresinde elektrikler kesildiğinde ikimizin de koridorda baş başa kalması, bir süre karanlıkta korkudan çok gülerek beklememiz, aramızdaki buzları çözmüş oldu. Ondan sonra karşılaşmalarımız daha sıcak olmaya başladı.
Bir akşam iş dönüşü bahçede denk geldik. O gün çok daha farklıydı; hafifçe makyaj yapmış, beyaz gömleği ve dizine kadar gelen siyah eteği fazlasıyla yakışmıştı. Bir anda burada ne aradığını sordum. “Sıcağı içerde çekemedim, biraz nefes almak istedim,” dedi. Yanıma oturdu. O an aklımdaki tek şey, parmaklarının ince uzunluğu ve eteğinin altından bacaklarının duruşuydu. Biraz sohbet edince, gecenin serinliğine rağmen ortam iyice ısındı. Samimi bir ortamda, o ana kadar sadece hayalini kurduğum cümleler ağzımdan dökülmeye başladı.
“Aslı, senden hoşlanıyorum. Ne zamandır saklıyordum. Sana saçma gelmesin. Belki de komik bulacaksın, ama bunu söylemem lazımdı.”
Bir an duraksadı. Sustu. Yüzüme bakarak hafifçe gülümsedi.
“Hakan, sanırım ben de uzun zamandır bekliyordum senin bunu söylemeni.”
Cevabı karşısında dilim tutuldu. Tüm cesaretimi toplayıp onun elini tuttum, o da ellerimi sıktı. Hatta bana biraz daha yaklaştı. Aniden cesaretlendim. Tam devam etmek isterken bir komşunun bahçeden geçmesiyle dağıldık. Sanki bir sır paylaşmıştık, tanığı olan kimse olmamasına rağmen. O an, ne yapacağımı bilemedim. Ama bir şeyin başlangıcında olduğumuzu ikimiz de seziyorduk.
O gece uyuyamadım, ne yapmam gerektiğine dair kafamda binbir soru dolaştı. Aramızdaki bu çekim gerçekten bir yere varmalı mıydı? Yoksa sınır koyup, sadece arkadaş kalmalı mıydık? Çoğu zaman bu tür şeylerde geri dururdum ama kendimi durduramayacaktım artık.
Bir hafta kadar birbirimize gözlü bakışlarla selam verdik sadece. Yine akşam, apartmanda karşılaştık. O umulmadık anlardan biriydi. “Bu akşam yalnızım, film izlemek ister misin beraber? Hem biraz sohbet ederiz.” dedi, davet etti. İçim heyecan dolu, ‘Neden olmasın?’ dedim hemen. Fırsatı kesinlikle kaçıramazdım.
Aslı’nın evine girdiğimde içeride hoş bir koku vardı. Mum yakmıştı ve ortamda hafif bir müzik çalıyordu. Dizüstü bilgisayarını açmış, iki kadeh şarap koymuştu masaya. Koltuğa yanaştım.
“Rahat ol Hakan, sanki yabancı geldin,” dedi şaka yollu.
Kendimi kasmamaya çalıştım. Film başladı, ama dikkatimin yarısı filmde değil onun üzerindeydi. Yavaş yavaş bacaklarımız birbirine değmeye başladı. O an, aramızdaki elektrik net şekilde ortaya çıkıyordu. Elimi usulca dizine uzattım. Direnmedi. Hafifçe bana döndü, gözlerinde heyecan ve bir parça da çekingenlik vardı.
“Sen… çok mu istiyorsun bunu?” dedi usulca.
Boğazım düğümlendi, utancım ve isteğim arasında sıkıştım.
“Sana dokunmayı çok istiyorum, ama istemiyorsan hemen dururum,” dedim.
Sessizce kafasını salladı. “Biraz heyecanlıyım Hakan. Uzun zamandır kimseyle olmadım, bilmiyorum… doğru mu yanlış mı.”
Onun bu kararsızlığı bir noktada içimi daha da ısıttı. Bunu ikimizin de ilk adımı gibiydi. Ben acele etmeden, nefesini, kokusunu, bakışını izledim. Birkaç dakika boyunca ne o bir hamle yaptı, ne ben… Sadece yan yana oturup arada sebepsiz gülüştük.
Birden bana döndü, bir yanak öpücüğü kondurdu. O an elim bacağına daha cesurca indi. O da ellerini yavaşça üstümde gezdirdi. Dudaklarımız birleşti. Önce hafif dokunuşlar, sonra daha derin öpüşmeler… Tüm vücudum ateş gibi yanmaya başladı. Ellerim eteğinin kenarına gitti, izin verdi. Hiç acele etmeden, önce sırtını okşadım, saçlarını sevdim. Onun nefes alışları hızlanıyordu, ben de iyice kendimi bıraktım.
Eliyle gömleğimin düğmelerini çözerken fısıldadı, “Bunu çok istiyorum, ne olur bırakma.”
Eteğini kaldırdığımda, iç çamaşırının üzerinden tenini öpmeye başladım. Titreyerek bana sarıldı. Bir yandan dizleriyle benim üstüme iyice yaklaştı, bir yandan ağzı dudaklarımda geziniyordu. Şarabın etkisiyle her şey daha serbest, daha ateşli yaşanıyordu. İç çamaşırını yavaşça indirdim; tereddütle bana baktı ama gözlerinde korkudan çok arzu gibi bir şey vardı. Göz göze geldiğimizde, “Devam et,” dedi.
Onun tenine dokunurken, inledi, arada adımı fısıldadı. Yavaşça onu kanepeye yatırdım. Bedenimiz birbirine karıştı, ellerimiz hareketliydi, dudaklarımız susmuyordu. Parmaklarımı onun bedeninde gezdirirken, içimden fırtınalar kopuyordu. Aslı da bana dokunurken vücudumun titrediğini fark etti. İçimdeki arzuyu, ona aktarmaktan hiç çekinmedim.
Nihayet, birbirimizi tamamen çıplak bulduk. Bir an, göz göze geldik ve birlikte aynı anda nefesimizi tuttuk. Yavaşça içine girdim. Bedenimle beraber arzularım da birleşti. İkimiz de uzun süredir hissetmediğimiz bir tutkunun içinde kaybolduk. Her dokunuş, her inilti bizi daha da ateşli bir hale getiriyordu. Sessizliği yalnızca arada kesik nefeslerimiz ve birbirimizin adını fısıldayışımız bozuyordu.
Aslı’nın ‘Daha hızlı, bırakma Hakan’ demesiyle, her şey daha da gerçek, daha da serbestleşti. O an, zaman kavramını kaybettik. Elleri sımsıkı belimdeyken, ben de tüm bedenimi Ona bıraktım. Orgazm olduğunda tenimin üzerinde tırnaklarını hissettim, inlemesini duydum. Ardından ben de geldim, kendimi ona teslim ettim.
Bir süre böyle koltukta sarılarak kaldık. Hiç konuşmadan, sadece nefes alışverişimizi dinledik. ‘Bunu tekrar yapmayı ister misin?’ dedi utangaçça. Gülerek, ‘Her fırsatta…’ dedim.
O geceden sonra ne birbirimizden utandık, ne de uzaklaştık. Şimdi o anların izleri hâlâ aklımda; sevdiğim kadınla, en utangaç anları paylaşmanın tarifsiz heyecanıyla…