Üniversiteden Sonra Yeniden Karşılaşmanın Heyecanı: Eski Arkadaşla Sıcak Gece Hikayesi

Üniversiteden Sonra Yeniden Karşılaşmanın Heyecanı: Eski Arkadaşla Sıcak Gece Hikayesi

Benim adım Onur. 28 yaşındayım, İstanbul’da yaşıyorum. Çoğu insan gibi ben de üniversite yıllarımı sıkça özleyenlerdenim. Hayatımda arada sırada kafamı kurcalayan isimlerden biri ise o yıllardan yakın arkadaşım olan Dila. Hani herkesin hayatında bir tane olur: Her konuda rahatça konuştuğun, kahkahalar attığın, bir an olsun ciddileşip anlatmak istediklerini dökebildiğin, ama asla sınırı zorlamadığın bir arkadaş. Dila, tam olarak öyleydi. Dürüst olmak gerekirse ona yıllar önce üniversitede hafif hafif hislerim de olmuştu ama o kadar çekingen ve kararsızdım ki, hiçbir zaman dillendiremedim. Hep bir “acaba” vardı içimde, ama zaman geçti, yollar ayrıldı.

Aradan yıllar geçti, iş güç koşturmacası, sosyal hayat, her şey değişti. Ama geçen ay bir tesadüf sonucu Instagram’da Dila’nın profilini gördüm. Eskisi gibi içimi bir sıcaklık kapladı. Fotoğraflarında hâlâ aynı şekilde kahkahası var, yüzünde o tanıdık gülümseme, ama olgunluk daha da yakışmış. Biraz düşündüm, şöyle bir yazsam mı, yazmasam mı… Elim sürekli mesaj kutusuna gidip gidip geldi. Sonra cesaretimi toplayıp “Ya Dila, seni özledim, bir görüşsek mi?” diye yazdım. Üzerinden birkaç saat geçti, cevap gelmeyince kendi kendime sinir yaptım. Sonra akşam saatlerinde kısa bir ‘Tatildeyim, döndüğümde görüşelim mi, ben de özledim :)’ mesajıyla kendime geldim. Küçük bir heyecan, biraz sıcaklık derken randevulaştık.

Buluşmamız bir cumartesi gününe denk geldi. Basit bir kahve için buluşacaktık. Açıkçası heyecanlıydım. Dila öncekiyle aynı değildi; daha kendine güvenli, daha havalı bir duruşu vardı. Ben ise akşam boyunca arada bir bakışlarında bir gerginlik, garip bir çekim hissettim. Soğuk bir gün olmasına rağmen, ortamda bir sıcaklık, hatta hafiften bir elektrik vardı.

O akşam çok içmedik. Çoğunlukla üniversite günlerini konuşmaya başladık. Gülüp geçtik, lafladık, eski arkadaşlardan dem vurduk. Ama sohbetin sonunda işler hafiften değişmeye başladı. Garip bir sessizlik anı oldu; göz göze geldik, o an hissettiğim gerilimi anlatamayacağım. Sonra Dila hafifçe iç çekip, ‘Bazen eski günler aklıma geliyor. Sence de biz aramızda hep bir şey var mıydı?’ dedi. Şaşırdım bir an. O güne kadar en fazla aklımdan geçen şeyleri şimdi ondan duymak biraz afallattı. Ben de ‘Bilmiyorum, belki de vardı ama ben söyleyecek cesareti bulamadım…’ dedim.

Kısa bir süre gözlerinde bir pırıltı oldu, yüzünde hafif bir gülümseme. Oturduğumuz kafe kapanmaya yakın olduğu için çıkmamız gerekti. Hava soğuktu, Dila arabasını uzağa park etmişti. Benim evim ise oraya çok yakındı. ‘Gel istersen, bende biraz otur. Hava da buz gibi, en azından arabana yürümek için ısınmış olursun’ dedim. Çok düşünmeden kabul etti. Apartmana çıktık, eve girdik. Dila montunu çıkarıp koltuğa geçti, ben de mutfaktan ikimize çay koyup geldim. O an evdeki ortam, hafif loş ışık, sessizlikle karışınca aramızda yine bir çekim oluştu. Aslında içimde deli gibi ona dokunmak, ona yaklaşmak istiyordum ama yıllar sonra ilk kez karşılaşınca insan bir o kadar da kararsızlaşıyor.

Uzun bir süre salonun ortasında çaylarımızı yudumlayarak konuşmaya devam ettik. Mevzular biraz daha derinleşti; işlerinden, hayal kırıklıklarından, yalnızlıktan… Dila, bir anda laf arasında ‘Bazen insan eskilerden birine, tanıdık birine ihtiyacı olduğunu fark ediyor’ dedi. Bir süre bakıştık. O kadar yakındık ki, dudaklarımız neredeyse değecekti. Kalbim öyle bir atıyordu ki herhalde sokağa çıkıp yürüsem kış soğuğunda bile sıcacık olurdum.

Ama tam o anda dudaklarımız değmedi. Bir şekilde, ikimiz de tereddüt ettik. Ben açıkça kararsızdım. Dila’yı kaybetmekten korkuyordum. Ya yanlış anlar, ya kırılırsa? Sanki ikimizin arasında yılların getirdiği bir çekim vardı ama harekete geçmek, dostluk dediğimiz o ince çizgiyi geçmek çok zordu. Birbirimize bir şey oldu mu, bir daha geri dönmek mümkün olmayacaktı. Ama o anlarda insanın kafası susmuyor. Elleriyle bardağı sıkıca tutmuş, önüne bakıyordu. Araya bir sessizlik daha girdi. En nihayetinde Dila sessizliği bozdu, “Onur, garip ama şu an üstümde bir baskı hissetmiyorum. Ne yapmak istersen bana söyle, bence ikimizin de buna ihtiyacı var” dedi.

O anda dayanamadım. Hafifçe yanına yaklaştım, sıcak nefesini ensemde hissettim. Elimi yüzüne koyup yavaşça kendime çektim. Dudaklarımız nihayet buluştu. Önce yavaşça, sonra biraz daha aç bir şekilde öpüşmeye başladık. Yıllardır içimizde kalmış her arzu, o an gözlerinden, ellerinden, dokunuşlarından sızmıştı. Teninin kokusunu, sıcağını hissetmek bana kendimi yeniden canlı hissettirdi. Dila hafifçe ellerini boynuma doladı, saçlarımda gezdirdi. Öpüşmemiz derinleşince nefessiz kaldım. Ellerim yavaşça omuzlarından sıyrılıp, sıcak bedenini hissettiğimde, “Onur…” diye hafifçe inledi.

O ana kadar aklımdaki her tereddüt erimişti. Elini tişörtümün altından sırtıma doğru soktu, parmak uçlarıyla tenime dokunduğunda tüylerim diken diken oldu. Dilini yavaşça dudağımın kenarına değdirdiğinde kendimde değildim. Ellerimle vücudunda gezinmeye başladım, yumuşacık kalçalarını okşadım. O ise benimle inatla göz göze kalmak istiyordu, bakışlarını kaçırmıyor, aramızda başka kimse yokmuş gibi davranıyordu. Dudaklarımız tekrar tekrar birbirini buldukça, nefeslerimiz hızlandı.

Dila’nın üzerindeki ince kazağı dikkatlice çıkardım. Altında oldukça sade, siyah bir sutyen vardı. Göğüsleri ellerimin arasında yumuşacık hissettirdi. Hafifçe öptüm, dilimle göğüs uçlarını okşadım. O ise bir anda savaşı bırakıp tamamen bana teslim oldu. Hafifçe çığlık attı, başını geriye attı, saçlarını yüzümde hissettim. Sonra hızla bana karşılık vermeye başladı. Ellerini pantolonumun üzerinden gezdirdi, kasıklarımda dokunuşunu hissettikçe içimdeki arzunun hangi sınırda durduğunu bilmiyordum artık.

Ben de onun pantolonunu yavaşça çıkardım. Teninin sıcaklığı ellerime yayıldı. Parmaklarım onun bedenini dolaşırken, Dila bacaklarını açtı. Siyah külotunun üzerinden dudaklarının ıslaklığını hissettim. Parmaklarımı yavaşça arasından geçirdim, fısıldar gibi “Bunu uzun zamandır istemiştim” dedim. O da “Ben de, saklama artık” diye cevap verdi.

O an ellerimle onu okşamaya başladım. Yumuşaklığı, sıcaklığı, arzu dolu bakışları beni benden aldı. Elleriyle kafamı yaklaştırdı, “Beni istiyor musun, Onur?” diye mırıldandı. “Deli gibi” dedim ve dudaklarımı boynuna, göğsüne, karın kaslarına, kalçalarına gezdirdim. O ise arada bir inleyerek, vücudunu bana teslim etti. Sonra hızla benden kurtulmak ister gibi sutyenini çıkardı, göğüslerini avucumun içine aldı. Dilimle yavaşça uçlarını emerken, altını da sıyırdım. Islaklığına dokunmak beni çıldırttı.

Benim de üzerimdekiler bir anda çıktı. Dila şimdi tamamen çıplaktı, ben de. Vücudunun sıcaklığı bacaklarımın arasında, göğüsleri ellerimin arasında. Nefes nefeseydik. O anda daha fazla dayanamadım, bacaklarının arasına uzandım, dudaklarımı en mahrem yerine götürdüm. Parmaklarım ve dilimle onu daha da ıslattıkça Dila hafifçe titremeye başladı. “Bunu bana neden şimdiye kadar yapmadın?” diye sordu kıkırdayarak. “Belki bu kadar güzel bir anı kaybetmekten korktum” dedim.

Bir süre sonra, Dila beni yukarı çekti. “Artık durma, Onur. Her şeyini istiyorum,” dedi ve bedenini bana iyice yaklaştırdı. Hafifçe bacaklarını belime doladı. O an kendimi kaybettim. Onu yavaşça, ama sabırsızca içime aldığım anda ikimizin de nefesi birleşti. Ritmi buldukça aramızdaki iletişim başka bir şeye dönüştü. O bana her defasında daha yüksek sesle inleyerek karşılık verdi, ben ise ellerimle, dudaklarımla, dokunuşlarımla onu tüm gece hissettirdim. O anlarda zamanın nasıl aktığını anlamadım bile. Sonrasında Dila başını göğsüme yasladı, nefesimizi birlikte dengeledik. Uzun yıllardır aradığım o eksik parçanın, o tanıdık tenin, sonunda gerçek olduğunu anlamak benim için başka bir tatmin oldu.

Sabaha karşı, birbirimize sarılmış bir şekilde uyandık. O an, bambaşka bir yakınlık hissettim. Eskiden kalan kırıntıların kahkahalarına, şimdi iç yakıcı bir sıcaklık ve gerçek tutku eklenmişti. Dila bana baktı, bu sefer gülümsemesi çok daha samimiydi. “Şimdi ne olacak sence?” dedi. Ne olacak bilmiyorum. Ama aramızdaki o çizgi bir kez geçildiğinde, artık hiçbir şey eskisi olmayacak. Ve bu, uzun zaman sonra ilk defa başıma gelen en heyecan verici şeydi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *