Yasak Olmayan Bir Çekim: Asuman’la Ofis Gecesi

Yasak Olmayan Bir Çekim: Asuman’la Ofis Gecesi

Belki de bu yazacaklarım, kendimi ilk kez gerçekten ifade ettiğim yer olacak. Ben Deniz. 28 yaşındayım, İstanbul’da bir şirkette insan kaynaklarında çalışıyorum. Hikayemin diğer kahramanı ise ofisten yakın arkadaşım Asuman. Asuman benden bir yaş büyük; hafif dalgalı, siyaha çalan saçları ve sürekli gülümseyen yüzüyle ofis ortamının vazgeçilmezi. Kendisiyle arkadaşlığımız altı aydır vardı ama bazı şeyler hep ince bir çizginin ucunda kaldı. Ta ki o geceye kadar.

Asuman’la tanıştığımızda onun rahatlığı, açık sözlülüğü ve sınırlarını iyi bilmesi bana her zaman iyi gelmişti. Aramızda, özellikle son aylarda, garip bir gerginlik hissetmeye başladım. Ofiste bana hafif dokunuşlarla eğlenceli şakalar yapması, öğle yemeklerinde gözümün içine uzun uzun bakması başımı döndürüyordu. Fakat benden yana bir adım atmakta daima kararsızdım. Belki bu yakınlığımızdan belki de bir dostluğu kaybetmekten ürkmüş, gidip gelen duygular arasında kaybolmuştum.

Bir cuma akşamı, ofiste iş çıkışı biraz daha kalıp yeni gelen bordro programını kontrol etmeye karar verdim. Oda sessiz ve boştu ki Asuman yanıma gelip oturdu. “Kapatmadın mı daha bilgisayarı?” dedi, gözlerinden yorgunluğa rağmen belli belirsiz bir kıvılcım çakıyordu. “Yok, şu yeni sistemi anlamak farz oldu. İstersen sen git, ben biraz daha oyalanacağım” dedim, ama gitmesini istemedim aslında. O da sandalyeyi bana yanaştırdı. “Birlikte bakarız,” dedi.

Gülerek kabul ettim. Bir süre ekrana yoğunlaştık, arada omuzlarımıza değen sıcaklığıyla dikkatim büsbütün dağıldı. Dışarıda ince ince bir yağmur başlamış, binadaki başka herkes gitmişti. Asuman bir süre sonra bir eliyle boğazındaki kolyeyle oynarken, bana döndü: “Deniz, bazen fazla mı ciddisin? Biraz gevşemek lazım.” Gülüşünü özlemişim, içimdeki direnç daha fazla dayanamadı: “Normalde öyleyimdir. Sanırım yanında olunca biraz daha… başka birine dönüşüyorum.”

O anda gözlerimiz birleşti, bir süre gülümsedik. O bana iyice yaklaştı, sanki nefesini hissediyordum. Yanağıma hafifçe dokundu ve bana ilk defa kalbimden geçen bir dürtüyü sordu: “Bana karşı bir şeyler hissediyor musun?”

Bu soruya hazırlıksız yakalanmıştım. İçimde fırtına kopuyordu: Karar veremiyordum, dostluğu mu korumak gerekliydi yoksa ona gerçekten ne hissettiğimi mi anlatmalıydım? Elim hafifçe ellerinin üstüne gitti. “Evet, sanırım uzun süredir senden etkileniyorum ama… Ya saçma gelirse sana?”

Gözlerini kaçırmadı: “Bence, bazen cesur olmak gerekiyor.” Parmağını dudaklarımın kenarına götürdü. “Birbirimize bu kadar yakınken neden oynayalım ki?”

O an, aramızda yayınlanan elektrik büyük bir hızla yükseldi. Önce hafifçe bana yaslandı, dudaklarımız birbirine hafifçe değdi. Titreyen bir dokunuş. “Emin misin?” diye fısıldadım nefesim kesilerek. “Hiç bu kadar emin olmamıştım,” dedi.

İlk öpücüğümüz utangaç ve yumuşaktı. Sonra Asuman elimi ensesine götürdü, öpücüğümüz derinleşti. Gömleğimin yakasını nazikçe açıp boynumdan öperken tüylerim ürperdi. Aramızda kalan dosyaları bir kenara ittim, sandalyeden kalkıp odanın kapısını yavaşça kilitledim.

Şimdi bir karar vermiştim ve bütün vücudum bunun peşinden gitmek istiyordu. Aramızdaki duvarlar bir anda kendiliğinden yıkıldı. Asuman’ın dudakları göğsümde gezinirken, elini kalçamdan yukarı çekti. “Ne zamandır bunu hayal ettiğimi bilmiyorsun,” dedi kulağıma fısıldayarak. Cümleleri, gerilimi had safhaya çıkarıyordu. Ellerim onun dizlerini okşarken, Asuman eteğini hafifçe sıyırdı. Tenine dokunduğum an nefes alışları hızlandı.

“Burada mı?” dedim. Gözlerinde bir anda delicesine bir istek vardı. “Evet, artık hiçbir şeyi düşünmek istemiyorum,” dedi dişlerini sıkarak. Parmaklarımı, çorabının üstünden uyluğuna doğru kaydırdım. Vücudu hafifçe titriyordu.

Çekingenliğimi çoktan kaybetmiştim, Asuman’la paylaşmak istediğim arzularım dizginlenemez hale gelmişti. Eline kolumu çekip beni masaya oturttu, aramızda körebe oynayan dokunuşlar birbirini buldu. Gömleğimi tamamen açtı, göğsümü öperek aşağı indi. Islak dudaklarının üzerimde dolanışı sımsıcak dokunuşlarıyla deliye döndürüyordu. Külotumun lastiğine dokunduğunda kendimi zor tuttum. “Devam et,” diye fısıldadı.

Gecikmeden, onun bacaklarından öperek yukarı çıktım. Kısa bir an, ikimiz de nefesimizi tuttuk. Sonra Asuman kalçalarını bana doğru kaldırdı. Parmaklarımı iç çamaşırına yerleştirdim ve yavaşça aşağı indirdim. Islaklığını parmaklarımda hissedebiliyordum. Asuman parmaklarıyla saçımı okşarken, başımı ağzına doğru yaklaştırdı. “İlk defa biriyle ofiste böyle bir şey yapıyorum,” dedi gülerek ve nefeslerimizin arasında kaybolduk.

O an, birbirimizin üzerindeki gizli tüm arzuları dışarı vurduk. Ellerim vücudunu bir baştan bir başa okşadı, dudaklarım tenine değdikçe her defasında biraz daha çıldırıyor gibiydi. Asuman’ın ayakları istemsizce bir araya geldi, dudaklarında inlememek için kendini zor tutuyordu. “Sesini duymak istiyorum,” dedim, o da hafifçe kafasını arkaya attı. Masanın üzerinde, vücudum onunla neredeyse bütünleşirken aramızda hiçbir sınır kalmamıştı.

Bir noktada Asuman elimi tuttu, “Sana dokunmak istiyorum” dedi. Pantolonumun fermuarını nazikçe açtı ve avucunun sıcaklığıyla bana dokunduğunda nefesim bir an durdu sandım. Dudaklarımız birbiriyle buluştuğunda, iki vücut aynı anda aynı arzuyu kucakladık.

O gece yağmur dışarıda devam etti, içeride ise biz, Asuman’la, gizli ama yasak olmayan bir çekimin doruğuna ulaşmıştık. Birbirimize tutunup, bu anı doyasıya yaşadık. Ben hiç bu kadar özgür, bu kadar gerçek hissetmemiştim. Asuman saçlarımı karıştırırken “Keşke daha önce cesaret etseydik,” dedi.

O geceden sonra, aramızda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ve ben, hala bazen işten biraz fazla geç çıkmak için bahanemi hazır tutuyorum…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *